GEÇMİŞTEN GELECEĞE / Cumhuriyet 13.10.2005

20/10/2006 · Kategori: Inceleme

GEÇMİŞTEN GELECEĞE

ORHAN ERİNÇ
Sonsuzluk Yolcusu

attilailhandan_mektup02.jpgAttilâ İlhan 'ı bugün sonsuzluğa uğurlayacağız. Artık bedeni aramızda olmayacak. Ama edebiyatımıza verdiği seçkin ve kalıcı eserleri ile 50 yılı aşkın süredir kıdemli bir meslek ustası olarak gazeteciliğimize yaptığı katkılar her zaman canlı ve taptaze kalacak.

İlhan, birlikte çalışma olanağı bulduğum yazarlar arasında ''en düzenli olanlar'' tanımına uygun düşen ustalarımdan biriydi. Yazılarını aynı formatta ve arayıp anımsatmaya hacet bırakmadan iletirdi.

Kendisinin kimliği, kişiliği ve sanatçılığı konusunda gazetemizde çok sayıda bilgi aktarıldı. Onları yinelemek istemiyorum.

Ancak okurlarıma, kendisinin bana ilettiği iki notu belge olarak sunuyorum. Bunlarda, yazar ve insan Attilâ İlhan'ın verdiği önemli ipuçları olduğunu düşünüyorum.

Özellikle imzasının da hayranları için değerli bir anı olduğuna inanıyorum.

Anısı önünde saygıyla eğilirim.

oerinc@cumhuriyet.com.tr

Cumhuriyet 13.10.2005

attilailhandan_mektup01.jpg

Öğrencilerin tamamına yakını internet ve televizyonu seçiyor, ders dışında okumayı gereksiz buluyor

Kitap okumaya zaman yok
FİGEN ATALAY

Gençlerin çoğu, televizyon ve interneti kitaba tercih ediyor. Ders dışı kitap okumayı ''gereksiz'' bulan öğrenciler, okulların da ''okuma alışkanlığı'' kazandırmada başarısız olduğu görüşünde.

Okuma araştırması alanında çalışan eğitimci Ferhat Özen , özel bir okulda, ''okuma alışkanlığı'' üzerine bir araştırma yaptı. Araştırmanın sonuçları şöyle:

''Lise son sınıf öğrencilerinin yüzde 45'i en son 6 yıl önce ders dışı bir kitap okumuş. Öğrencilerin yüzde 22'si ise en son 4 yıl önce ders dışı bir kitap okumuş. Öğrencilerin yüzde 6'sı 3 yıl önce, yüzde 3'ü bir yıl önce, yüzde 2'si 6 ay önce ders dışı bir kitap okuduğunu söylüyor. Lise son sınıf öğrencilerinin yüzde 7'si ders kitabı dışında öykü, roman, gezi, inceleme, deneme, şiir gibi herhangi bir türde kitap okuduğunu anımsamıyor. Bu öğrencilerin yüzde 70'i TV, internet vb. varken kitap okumanın gereksiz olduğunu düşünüyor. Öğrencilerin yüzde 27'si okulların okuma alışkanlığı kazandıramadığı görüşünde. Okuma oranı 10 binde 1.''

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN KİTAP...

Araştırmanın sonuçlarını değerlendiren Ferhat Özen, Türkçe ve edebiyat başta olmak üzere derslerin, çocuk ve gençleri kitaptan ve edebiyattan soğuttuğunu belirtti.

Özen, ''Fransa'da kişi başına 7, Almanya'da 6, İsveç'te 11, Japonya'da 18 kitap düşerken Türkiye'de kişi başına düşen kitaptan söz edilemiyor bile'' dedi. Türkiye'de bir yılda basılan kitap sayısının, Japonya'da bir günde basılan kitap kadar olduğuna dikkat çeken Özen, şöyle devam etti:

''Türkiye'de okuma oranı 10 binde 1. Bunun anlamı şu: Türkiye'de 70 milyonda yalnızca 7 bin kişi kitap okuyor. Milli Eğitim Bakanlığı'nın yaptırdığı bir araştırmaya göre altı kişiye bir kitap düşüyor. Ancak, ders kitaplarının da bu araştırmaya katıldığını biliyoruz. İTO'nun yaptığı en son araştırmaya göre ise Türk halkının satın alma gereksinmeleri listesinde kitap, 86'ncı sıradan 116'ncı sıraya düşmüş bulunuyor.''
Cumhuriyet 13.10.2005

İnsanlık Destanı...
Öner YAĞCI

Yurdumuzun unutulmaz bilgelerinden Aziz Nesin 'in'Bu Yurdu Bize Verenler, Borçlu Olduklarımız' gibi çocuk kitaplarında vurguladığı bir gerçeklik var: Yurdumuza borçluyuz, ödüyorum ödüyorum bitmiyor, diyordu o. Yaşamıyla, düşünceleriyle, eylemleriyle, yazdıklarıyla hep borç ödedi. Kime borçluydu o, biz kime borçluyuz?

Bir ulus düşünün ki, kendi yazgısını elleriyle çizerken kendisi gibi ulusların da yol göstericisi olmuş. Bu ulusun geleceğini belirleyen bir kutsal savaş yaşanmış. Bu kutsal savaş, bir ulusun kahramanlaşarak gerçekleştirdiği bir mucizeye dönüşmüş. Bir destan kahramanının bilgeliği, gözüp ekliği, kararlılığı ile donanmış önderinin gösterdiği hedefe yurtseverlikle yürüyen bu ulus, çağın emperyalizmini dize getirmiş. Bu ulus, ülkesini yok etmek isteyen büyük güçlere karşı direnmiş ve onun bu direnişine ''çılgın'' demiş kimileri. Bu ulus, Türk ulusu, destansal savaşımının ''çılgınlık'' değil, ''direnç ve zafer'' olduğunu kanıtlamış dünyaya.

Bu destanın önderi Mustafa Kemal 'in bir ulusu diriltip özgürlüğe kavuşturması, insanlık tarihinin unutulmaz derslerinden biri olmalıydı ve bu ulus, bu dersi unutamazdı; unutmadı. Bu ulus, önderinin Nutuk'unu (Söylev) başucu kitabı yaptı. Bu ulusun yavuz evlatlarından Nâzım Hikmet , Kuvayı Milliye Destanı'yla bunu kanıtladı. Bu ulusun çocuklarından Sabahattin Selek (Anadolu İhtilali), Hasan İzzettin Dinamo (Kutsal İsyan), Sina Akşin (İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele), Şerafettin Turan (Türk Devrim Tarihi), Metin Aydoğan (Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı) ve daha yüzlercesi bu kurtuluş destanının unutulmazlığını anlattı...

Bir tarihsel insanlık destanı olan Şu Çılgın Türkler'i (Bilgi Yayınevi, 749) okuyunca bunları düşündüm.

Özgürleşen bir ulusun, kendisini özgürleştiren atalarına ödediği bir duyunç (vicdan) ve onur borcu bu kitap.

Turgut Özakman , bu ulusun yetiştirdiği bir aydın olarak Şu Çılgın Türkler ile borç ödüyor. Bu borç, yıllardır dıştaki ve içteki düşmanlarının yok etmek istediği Ulusal Kurtuluş Savaşımızın önderi Mustafa Kemal'edir. Bu borç, canlarını, kanlarını vermeye hazır olarak onun önderliğinde bütünleşerek savaşa giren asker-sivil yurtsever aydınlaradır. Bu borç, canını dişine takarak çaresizliklerden çare, umutsuzluklardan umut yaratan ve emperyalizmi dize getiren Kurtuluş Savaşımızın şehitlerine ve gazilerinedir. Bu borç, ulus olmak için onurla direnen ve ülkesini emperyalist işgalcilerden ve onların işbirlikçilerinden kurtarmak için savaşan dedelerimize, ninelerimize olan borçtur. İşte bu borcu ödemenin anlamlı bir örneği olmuş Şu Çılgın Türkler.

Çılgınlığın ne olduğunu dünyaya gösteren bir ulusun çocukları, bu çılgınlığın nasıl yaşandığını elbette merak ediyorlar ve yaşadığımız koşulları anlayabilmenin yolu bilgiden, bilinçten geçiyor.

Cumhuriyet 13.10.2005

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »