Sinema Yönetmeni Atıf Yılmaz'ı Yitirdik
6/10/2006 · Kategori: Biyografi
| Sinema Yönetmeni Atıf Yılmaz'ı Yiti | |
|
| |
AlsahBlog

| Sinema Yönetmeni Atıf Yılmaz'ı Yiti | |
|
| |
|
Rıfat Ilgaz
1911 Cide - 7 Temmuz 1993 İstanbul
Camlarda karayel acımasız Nereye baksam can çekişmesi Gece... yol boyu memleket memleket Isıtsın iyimserliğin içimi Dağılsın ölüm korkum bir görün Aydın bakışlarını arıyorum |
Rıfat llgaz, 1940'ların toplumcu-gerçekçi şairleri arasında başta gelenlerindendir. 1911 yılında Cide'de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27.07.1927'de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz (Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü nedeniyle ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi'nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu. Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova'da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938'de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939'da İstanbul Karagümrük Ortaokulunda Türkçe Öğretmenliğine başlayan llgaz'ın, yazı ve şiirleri büyük dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940'da Gığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girdi. Hasan Tanrıkut, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel'le tanıştı. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942'de Yürüyüş dergisini çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A. Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943'de ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944'de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. Pertev Naili Boratav "Sınıf" için:
"Yeni Türk şiirine inanmayanlara, Rıfat llgaz'ın kitabını okuyup anlamalarını dilemekten başka yapılacak birşey yoktur" diye yazdı.

1945'de Gün dergisi çıktı. llgaz bu dergide sekreterdi. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin'in Cumartesi dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946'da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın dergisini Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar.
Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat'a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanaturyumunda yattı. Şubat 1947'de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz'un çıkardığı Markopaşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Markopaşa gibi dergilerin de sık sık adı değişiyordu.
1950'li yıllarda llgaz gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan, gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler. 1952-1960'daTan gazetesinde dizgici-düzeltmen ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan Selçuk ve İlhan Selçuk'un çıkardığı Dolmuş dergisinde "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalılar (Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul'da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı'nı da, isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953'de Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı.
1961 Anayasası yürürlüğe girdikten sonra kendi adıyla yazı ve şiir yayınlayabilme olanağına kavuşan Rıfat llgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazabildi. Sınıf yayınlarını kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970'de Basım Şeref Kartını aldı.
1974'de emekli oldu. Doğum yeri olan Cide'ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul'da, oğlu Aydın llgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşamaya başladı. Bu olaylar "Kırkyıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır.
Yıllarca kendisini bizden uzaklaştırmaya çalışan yönetimlerden sonra, demokrasi yolunda ülkemizdeki gelişmeler Rıfat IIgaz adını yeniden yücelttiyse de, Sivas olaylarının acısına dayanamayan duyarlılığı 7 Temmuz 1993 günü aramızdan ayrılmasına neden oldu.
|
|
Hikâye, roman, gülmece hikâye ve romanları, oyun, anı türünde çok sayıda kitabı bulunan Rıfat Ilgaz, Yıldız Karayel romanıyla 1982 Madaralı Roman Ödülü'nü ve 1982 Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazandı. Ünlü mizah romanı Hababam Sınıfı oyun, film ve müzikli gösteri olarak çok büyük bir yaygınlığa ulaştı, mizah edebiyatımızın başlıca klasikleri arasında yer aldı. Rıfat Ilgaz'ın şair olarak acılı bir ses tonu var... İlk şiirleriyle, 1940'lı yıllar toplumcu şairler kuşağının, Nâzım Hikmet'in özellikle İnsan Manzaraları'na yakın bir şairiyle karşılaşıyoruz. Rahat konuşma dili, küçük, yoksul insanın yaşamını anlatışıyla, dil ve söyleyiş özellikleri bakımından Orhan Veli’lere yakın duruyor. |
Fakat, Rıfat Ilgaz'ın şiirinde yoksul insanın yaşamından kesitler, bir dil ya da fantezi öğesi olarak değil, toplumun acılı gerçekleri olarak yansıtılmıştır, işçi, köylü ve dar gelirlinin, yoksul kenar mahalle insanının savaş yılları ve sonrasındaki çileli yaşamını, hapishaneyi ve hapisteki insanın yaşamını ve psikolojisini eşine az rastlanır bir gerçeklikle çok ölçülü bir duygu ve düşünce dengesiyle, alttan alta acı bir ironiyle yansıtmayı başarmış olan Rıfat Ilgaz'ın, tema ve ironi ögeleriyle M.Eloğlu'nu, konuları ve toplumcu şair kişiliğiyle A.Arifi etkilemiş olduğu gözleniyor. Son yılların ürünleri arasında, toplumsal konulu, sağlam biçim ve kuruluşu olan şiirlerinin yanısıra, şiirimizin özde ve biçimde yeni açılımlarının özelliklerini başarıyla özümsemiş ve daha kişisel konulu şiirler de (Leylaklarını Anlatıyorum, v.b.) yer alıyor.

Rıfat Ilgaz Hakkında
Bir kitaba da konu olan minibüsçü Süleyman Salcı, yazarla 1979 yılında yakınlaştıklarını söyledi.
'Gözümüzdeki perdeyi Rıfat Ilgaz açtı'
Zeycan Gül
CİDE - Türk edebiyatının ölümsüz ismi Rıfat Ilgaz 'ın doğup büyüdüğü memleketi Cide, doğal güzellikleri ve insanlarıyla Ilgaz'ın yapıtlarında hayat buldu.
1970'li yıllardan itibaren Cide'de sürekli yaşamaya başlayan yazar Rıfat Ilgaz'ın buradaki yaşantısını, insanlarla kurduğu ilişkileri en yakınında yer alan kişilerle konuştuk.
Ilgaz'ın kitabına Minibüsçü Süleyman adıyla konu olan Süleyman Salcı , Ilgaz'la 1979 yılında yakınlaştıklarını belirterek o yılları şöyle anlatıyor:
''Rıfat Ilgaz çok mütevazı biriydi. Kapısı herkese açıktı. Siyasi görüşten ziyade insani görüşe önem verirdi. Mala - mülke önem vermezdi. Gözümüzdeki perdeyi açan insandı. Bize toplumcu, paylaşıma dayanan görüş kazandırdı. Rıfat Ilgaz'ı tanıdığım için çok mutluyum.''
Salcı, Ilgaz'la yaşadığı bir başka olayı ise şöyle anlatıyor:
''1979 yılında bir bankaya şoför alınacaktı. Sınavı kazanırım ama torpilli biri araya girip hakkımı yer diye sınava girmeye çekindim. Rıfat Ilgaz'dan torpilli birinin bankaya şoför olarak alınacağı söylentisi yayıldı. Ilgaz'ın yanına gitim. 'Sizin eşitlikten yana olduğunuz söyleniyor. Bırakın aynı koşullarda yarışalım' dedim. Ilgaz, 'Bu iddialar doğru değil, tarafsız kalacağım' dedi. Tarafsız kaldı. İddiaların doğru olmadığı ortaya çıktı. Bir daha da kendisinden ayrılamadım.''
Cide'nin en eski öğretmenlerinden ve 'ilçenin ilk komünisti' olarak tanınan öğretmen Muammer Karayel ise Rıfat Ilgaz'la Uzunkum Otel'de tanıştıklarını anlatıyor. Ilgaz'ın yazdığı eserlerin birçoğunun gerçek olaylara dayandığını söyleyen Karayel, ''Ilgaz, Cide'nin folklorunu ortaya çıkaran, var eden kişidir. Çocukları araştırmaya yönlendiren kişidir'' diyor. Ilgaz'ın inatçı bir kişilik yapısına sahip olduğunu anlatan Karayel, Ilgaz'ın 12 Eylül askeri darbesinden sonra Cide'de yaşadığı dönemde emniyet güçlerince çok rahatsız edildiğini belirterek ''31 Mayıs 1981 yılında 11 kişi tutuklandık. Bolu'dan getirilen bir bölük komando tarafından Kastamonu Et ve Balık Kurumu binalarına taşındık. Çengellere asıldık. Ilgaz'ın gözü bağlı ifadesi alındı ve iki gün ayakta kaldı. Sağlık sorunları nedeniyle jandarma gözetiminde Ballıdağ Sanatoryumu'na kaldırıldı'' diyor.

Eserleri
ŞİİR KİTAPLARI
1943 Yarenlik
1944 Sınıf
1953 Devam
1954 Üsküdarda Sabah Oldu
1962 Soluk Soluğa (önceki kitaplarından seçmeler ve yeni şiirleri)
1969 Kara Kılçık
1971 Uzak Değil (1940-1971 yıllarında yayımladığı şiirlerden seçmeler)
1974 Güvercinim Uyur mu?
1983 Kulağımız Kirişte
1983 Bütün Şiirleri (1937-1983)
1987 Ocak Katırı Alagöz
ROMANLARI
Karadeniz'in Kıyıcığında
Karartma Geceleri
Sarı Yazma
Yıldız Karayel
MİZAH ESERLERİ
Çalış Osman Çiftlik Senin
Don Kişot İstanbul'da
Garibin Horozu
Hababam Sınıfı
Hababam Sınıfı Baskında
Hababam Sınıfı İcraatın İçinde
Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı
Hababam Sınıfı Uyanıyor
Hoca Nasrettin ve Çömezleri
Nerde Kalmıştık
Nerde O Eski Usturalar
Pijamalılar
Radarın Anahtarı
Rüşvetin Alamancası
Sosyal Kadınlar Partisi
Şeker Kutusu
Apartıman Çocukları
ÇOCUK ROMANLARI
Bacaksız Kamyon Sürücüsü
Bacaksız Okulda
Bacaksız Paralı Atlet
Bacaksız Sigara Kaçakçısı
Bacaksız Tatil Köyünde
Cankurtaran Yılmaz
Kumdan Betona
Küçükçekmece Okyanusu
Öksüz Civciv
DENEME / ANI
Cart Curt
Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra
Nerde Kalmıştık
Yokuş Yukarı
Şiirlerinden...
UÇURTMA
Çocuklarımız neleri sevmiyorlar ki...
Uçurtmayı seviyorlar söz gelişi,
Bir havalandı mı uçurtmaları
Daha da güzelleşiyorlar.
Maviliklerde gözleri
Özgürlüğü yaşıyorlar
Uçurtmalarla birlikte.
Koparıp da iplerini hele
Bir kurtuldular mı ellerinden,
öylesine seviniyorlar ki,
Gidiş o gidiş, bile bile...
Kızalım mı umursamayışlarına?
Kendi yaşamlarını izliyorlar boşlukta.
Onlar da birer uçurtma değil mi?
Bizim de ne süslü uçurtmalarımız vardı,
Alıp başlarını gitmediler mi?
Gözümüzden bile esirgerdik
Hangi birinin ipi kaldı elimizde?
Biraz Daha Sabır
Gözünü yıldırmasın karakış,
Altında sağlama yatağın,
Hastanede sıran var.
Ne kaldı ki şurada,
Ekim, Kasım, derken Aralık
Sabrın tükenmezse eğer,
Heybelide'sin bahara doğru.
Bilirsin can boğazdan gelir,
Senin neyine şu bakır mangal,
Çıksın çadırcılara...
Bilmem işine yarar mı artık,
Şu duvardaki palto,
Yok işte çalışmaya dermanın!
Hele otursun şu barış yerine,
Sık dişini!
Her şey düzelecek yakında,
Her şey yoluna girecek;
Doktor kapına gelecek,
İlaçlar ayağına.
Bakma kesildiğine terkosun
Şerbet akacak çesmelerden!
Bu sıcağa kar mı dayanır,
Dirilirsin bayrama varmadan,
Kalkarsın ayağa.
Sıtmalı kızının
Doya doya öpersin yanaklarını.
Biraz daha sabır, aslanım,
Biraz daha sabır!
Kaynakça: Rıfat Ilgaz webb-sitesi
Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi - Ataol Behramoğlu
Türk Rock'ının öncü isimlerinden Cem Karaca'nın şarkılarını 10 sanatçı yorumladı
Saygı albümü: 'Mutlaka Yavrum'
'Cover', 'single', 'unplagged' gibi 'tribute albüm' de Batı'dan gelen bir kavram. Neyse ki ona 'saygı albümü' diye Türkçe bir karşılık bulduk da yerli yerine oturdu. Bir aralar MTV'nin musallat ettiği 'unplagged' modasına fena halde takılmıştık, şimdi onun yerini saygı (tribute) albümü aldı. Barış Manço, Bülent Ortaçgil gibi ustalar için yaptık, yetişmedi Murathan Mungan'ın bestelenmiş şiirleri için bile yaptık. Korkarım daha birçok insanın koltuğunda bu tip projeler vardır. Açıkçası biz bunu pek sevdik, kolay kolay da bırakacağa benzemiyoruz.
APTÜLKADİR ELÇİOĞLU
Eskiden insanların ölünce anlaşılacağına dair bir düşünce vardı. Şimdilerde ise bunun geçerliliğini yitirdiğine kanaat getirdim. Onları anlamak yerine başkalaştırıyoruz. Bayramda iyi ki o trajikomik tahliye yaşandı da Abdi İpekçi 'yi hatırladık. Hatta Uğur Mumcu 'nun 13. ölüm yıldönümünde de kalabalıklar oluşturduk. Toplumda öncü rolü oynamış insanların ardından kalabalıklar halinde gidiyoruz ama ertesi gün unutuyoruz. Hatırladığımızda ise çoğunlukla kendimizi gösterme çabası içinde oluyoruz. Onların yazıp çizdiklerini okuyup fikirlerini, araştırmalarını anlamak yerine ağıtlar yakıyoruz. Aynı şey müzisyenler için de geçerli. Müzik insanlarının ürettiklerini yıllar içinden bugüne taşımak yerine ''dostlar alışverişte görsün'' hesabı işlere imza atıyoruz.
'Mutlaka Yavrum'
İki yıl önce 8 Şubat tarihinde Türk Rock'ının öncü isimlerinden Cem Karaca 'yı kalp krizi sonucu kaybetmiştik. Aradan geçen süre içinde onun adına bir şey yapılmadı. Ancak geçen hafta içinde 'Mutlaka Yavrum' isimli bir albümde 10 sanatçı onun parçalarını yorumlayarak bir 'saygı' albümü gerçekleştirdiler. Yavuz Bingöl, Haluk Levent, Deniz Seki, Volkan Konak, Manga, Edip Akbayram, Teoman gibi isimlerin yer aldığı albümde Cem Karaca'nın İngilizce sözlü 'Merhaba' isimli parçası da ilk kez dinleyici karşısına çıkmış oldu.
Batı'dan devşirdiğimiz 'tribute' albüm modasının bir örneği diyebileceğimiz 'Mutlaka Yavrum' isimli saygı albümünün bir benzerini de Barış Manço için yapmıştık. Şimdilerde pek esamisi okunmayan bu albüm üzerine çok tartışma yapılmıştı. Manço klasiklerini farklı tarzlarda isimlerin okuması gerçek bir faciayı oluşturmuştu açıkçası. Aynı eleştirilerin bu saygı albümü için de geleceğine eminim. Örneğin Yavuz Bingöl'ün sesinden 'Tamirci Çırağı' nı dinlemek ilginç olabilir ama Cem Karaca sevenler için pek tatmin edici olmasa gerek.
'Cover','single', 'unplagged' gibi 'tribute albüm' de Batı'dan gelen bir kavram. Neyse ki ona 'saygı albümü' diye Türkçe bir karşılık bulduk da yerli yerine oturdu. Bir aralar MTV'nin musallat ettiği 'unplagged' modasına fena halde takılmıştık, şimdi onun yerini saygı (tribute) albümü aldı. Barış Manço, Bülent Ortaçgil gibi ustalar için yaptık, yetişmedi Murathan Mungan 'ın bestelenmiş şiirleri için bile yaptık. Korkarım daha birçok insanın koltuğunda bu tip projeler vardır. Açıkçası biz bunu pek sevdik, kolay kolay da bırakacağa benzemeyiz hani.
Saygısız saygı
Saygı albümü kavramı Batı müzik sanayiisinde tıkanıklığın sonucu bulunmuş bir can simidi gibiydi. Yeni adına yapılan çalışmalarda ses getirici işler çıkmayınca, eskileri yeni isimlere yorumlatmayı bir kurtuluş umudu olarak gördüler.
Aynı yöntemleri kopya kâğıdı gibi ama alaturka bir tarzda uygulamaya çalışan bizim müzik sanayimiz de yaşanan tıkanmayı aşmak için saygı albümlerini ya da eskileri yenilere yorumlatmayı bir kurtuluş olarak gördü. Sonuçta eskiye değer vermeyi amaçlayan bu örnekler gitgide bir saygısızlığa dönüşecekti. Sadece bununla kalsa iyi, her yeni çıkan rock topluluğunun albümüne bir eski parça konması da emir hükmünde kararname varmış gibisinden gerçekleşiyordu. Bir ara Cem Karaca'nın 70'li yıllardaki bir parçasını dinlerken gençlerden biri 'Bu Kıraç 'ın yeni parçası mı?' diye sorunca vakanın ne boyutlara geldiğini görmüştüm. Bazı genç grupların ''Albüme bir de Âşık Veysel 'cover 'ı koyduk'' demeleri de çileden çıkarıcı örneklerdendi.
Kendi sesleri ve yorumlarıyla bulabilmek
T ürk rock'ı içinde Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray gibi isimlerin öncülüğü ve önemi tartışma götürmez. Onla rın bu önemi üçünün de birbirine benzemezliğinden kaynaklanmaktadır. Bu sayede her biri ayrı ayrı ekol oluşturmuşlardır. Toplumda bu kadar yer etmiş ve geniş kesim tarafından bilinseler de yaptıklarının tümü ne yazık ki genç kuşaklarca bilinmemektedir. Birçoğu eski plak kayıtlarında kalmış, yeniden yayımlananlar da özensizlik sonucu darmadağınık bir vaziyettedir. Bu ustaların yayın haklarını ellerinde bulunduranlar eski çalışmaları bütünlüğü içinde çıkarmadıkları gibi toplamaları da yamalı bohça misali kotarmaktadırlar.
Sonuç böyle olunca da Cem Karaca'yı sadece ''Resimdeki Gözyaşları'' nın ''Ağır Roman'' filmindeki versiyonundan bilen bir kitleyle karşı karşıya geliyoruz.
Oysa Karaca 70'lerin sonundaki politik ortamda bile ''Safinaz'' isimli senfonik rock çalışmaya imza atabilmiş biridir. Aynı şekilde Barış Manço'nun, Erkin Koray'ın da nitelikli çalışmaları hep bilinmezler arasında yerini alıyor. Onlara yapılacak saygı, kendi seslerinden kendi parçalarını dinletebilmektir. Bugün bir müzik mağazasına girdiğimizde onların eski yeni albümlerini tam tekmil bulabiliyorsak onlara saygıyı gerçekleştirebiliriz. Bu aynı zamanda kendimize de saygı olacak .
Cumhuriyet 28.01.2006