Sinema Yönetmeni Atıf Yılmaz'ı Yitirdik

6/10/2006 · Kategori: Biyografi

Sinema Yönetmeni Atıf Yılmaz'ı Yiti

Atıf Yılmaz Batıbeki: 09.12.1925 – Mersin/ 05/05/2006 - İstanbul. Bir süre İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde ve Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde okudu. 1947'de "Tavanarası Ressamlar Topluluğu'na " katıldı. Aynı yıllarda "Beş Sanat" dergisinde sinemayla ilgili yazıları yayınladı. Bir ara senaryo ve sinema afişleri yaptı.

1950'de Semih EVİN'in asistanı olarak sinemaya geçti. Bir yıl sonra "Kanlı Feryat" filmiyle yönetmenliğe başladı. 1960 Yılında Orhan GÜNŞIRAY ile Yerli Film şirketini kurdu. Çeşitli sinema derneklerinde ve sendikalarında görev aldı. Kendi hesabına yapımevi kurdu sonra kapattı. 1980'de Ömer Kavur ve Yavuz Özkan ile birlikte ADAF'ı kurdu. Bu şirket dağıldıktan sonra, kendi adına bir yapımevi açtı.

Türk sinemasının önemli yönetmenlerinden biri olan Atıf Yılmaz, hemen hemen her türde yapıtlara imzasını atmasına rağmen, belirli bir çizginin üzerinde kalmayı bildi. Özellikle köy yaşamını anlatan ve toplumsal içerikli filmlerde başarı sağladı. Çoğunlukla kendi yönettiği filmlerin senaryolarını kendi yazdığı gibi başka yönetmenlere de senaryolar yazmıştır (Üç Arkadaş, Ateşten Damla gibi).

Piyasa işi filmlerinde bile belirli bir biçimsel olgunluk ile rahat bir anlatımı bulunmaktadır. Atıf Yılmaz, hemen hemen her türde film yaptı ve çeşitli akımlar denedi. Filmleri yurtiçinde ve yurtdışında çeşitli ödüller kazandı. 1951'den başlayarak çeşitli yapım şirketleri kurdu ve Türk sinemasında pek çok ünlü yönetmenin yetişmesine katkıda bulundu. 1985 yılında Cengiz ERGUN, Atıf Yılmaz'la birlikte Odak Film şirketini kurdu. Atıf Yılmaz halen film çekmektedir. Sinema oyuncusu Nurhan Nur ve daha sonra da senarist Ayşe Şasa ile evlenen Atıf Yılmaz, üçüncü evliliğini Deniz Türkali ile yaptı.


Yönetmenliğini yaptığı filmler:

Ne Sihirdir Ne Keramet(1951), Ali ile Veli (Cemile Sultan)(1951), Mezarımı Taştan Oyun(1951), Kanlı Feryad(1951), İki Kafadar Deliler Pansiyonunda(1952), Aşk Isdırabtır(1953), Hıçkırık(1953), Şimal Yıldızı(1954), Kadın Severse((1955), Dağları Bekliyen Kız(1955), İlk Ve Son(1955), Beş Hasta Var(1956), Gelinin Muradı(1957), Bir Şoförün Gizli Defteri(1958), Yaşamak Hakkımdır(1958), Kumpanya(1958),Ala Geyik(1959), Karacaoğlan'ın Kara Sevdası(1959), Bu Vatanın Çocukları((1959), Ölüm Perdesi(1960), Ayşecik Şeytan Çekici(1960), Suçlu(1960), Dolandırıcılar Şahı(1960), Allah Cezanı Versin Osman Bey(1961), Seni Kaybedersem(1961), Tatlı Bela(1961), Kızıl Vazo(1961), Battı Balık(1962), Beş Kardeştiler(1962), Bir Gecelik Gelin(1962), Cengiz Han'ın Hazineleri(1962), İki Gemi Yanyana(1963), Azrailin Habercisi(1963), Yarın Bizimdir(1963), Erkek Ali(1964), Kalbe Vuran Düşman((1964), Keşanlı Ali Destanı(1964), Murat'ın Türküsü(1965), Sayılı Dakikalar(1965), Hep O Şarkı(1965), Taçsız Kral((1965)Ah Güzel İstanbul(1966), Ölüm Tarlası(1966), Pembe Kadın(1966), Sevgilim Bir Artistti(1966), Toprağın Kanı(1966), Harun Reşid'ın Gözdesi(1967), Balatlı Arif(1967), Kozanoğlu(1967), Yasemin'ın Tatlı Aşkı(1968), Cemile(1968), Köroğlu(1968), Kızıl Vazo(1969), Kölen Olayım(1969), Menekşe Gözler(1969), Aşktan da Üstün(1970), Kara Gözlüm(1970), Zeyno(1970), Darıldın Mı Cicim Bana(1970), Battal Gazi Destanı(1971), Ateş Parçası(1971), Güllü(1971), Unutulan Kadın(1971), Yedi Kocalı Hürmüz(1971), Gelinlik Kızlar(1972), Günahsızlar(1972), Cemo(1972), Utanç(1972), Köle(1972), Zulüm(1972), Kambur(1973), Güllü Geliyor Güllü(1973), Mevlana(1973), Salako(1974), Kuma(1974), Zavallılar(1975), İşte Hayat(1975), Çapkın Hırsız(1975), Deli Yusuf(1975), Hasip İle Nasip(1976), Baş Belası(1976), Tuzak(1976), Mağlup Edilemeyenler(1976), Acı Hatıralar(1977), Güllüşah İle İbo(1977), Baskın(1977), Yangın(1977), Selvi Boylum, Al Yazmalım(1977), Kibar Feyzo(1978), Köşeyi Dönen Adam(1978), N'Olacak Şimdi(1979), Minik Serçe(1979), Adak(1980), Talihli Amele(1980), Deli Kan(1981), Dolap Beygiri(1982), Mine(1982), Seni Seviyorum(1983), Şekerpare(1983), Bir Yudum Sevgi(1984), Dağınık Yatak(1984), Dul Bir Kadın(1985), Adı Vasfiye(1985), Aaahhh Belinda(1986), Asiye Nasıl Kurtulur(1986), Değirmen(1986), Kadının Adı Yok(1987), Hayallerim, Aşkım Ve Sen(1987), Arkadaşım Şeytan(1988), Ölü Bir Deniz(1989), Berdel(1990), Bekle Dedim Gölgeye(1990), Düş Gezginleri(1992), Gece, Melek Ve Bizim Çocuklar(1993), Tatlı Betüş (TV)(1993), Yer Çekimli Aşklar(1995), Nihavend Mucize(1997), Eylül Fırtınası(1999), Seyahatname (TV)(2000)


Senaryosunu yazdığı filmler: Kanlı Feryad(1951), İki Kafadar Deliler Pansiyonunda(1952), Aşk Isdırabtır(1953), Hıçkırık(1953), Dağları Bekliyen Kız(1955), İlk Ve Son(1955), Kadın Severse(1955), Beş Hasta Var(1956), Gelinin Muradı(1957), Üç Arkadaş(1958), Bir Şoförün Gizli Defteri(1958), Çoban Kızı(1958), Kumpanya(1958), Yaşamak Hakkımdır(1958), Bu Vatanın Çocukları(1959), Ala Geyik(1959), Karacaoğlan'ın Kara Sevdası(1959), Şoför Nebahat(1960), Ateşten Damla(1960), Suçlu(1960), Yaban Gülü(1961), İki Gemi Yanyana(1963), Öp Annemin Elini(1964), Keşanlı Ali Destanı(1964), Murat'ın Türküsü(1965), Yasemin'ın Tatlı Aşkı(1968), Kızıl Vazo(1969), Battal Gazi Destanı(1971), Ateş Parçası(1971), Kuma(1974), Deli Yusuf(1975), Zavallılar(1975), Zübük(1980), Deli Kan(1981), Mine(1982), Bir Yudum Sevgi(1984), Dul Bir Kadın(1985), Kadının Adı Yok(1987), Ölü Bir Deniz(1989), Berdel(1990), Düş Gezginleri(1992), Tatlı Betüş (TV)
(1993)


Yapımcılığını yaptığı filmler: Dolandırıcılar Şahı(1960), Allah Cezanı Versin Osman Bey(1961), Seni Kaybedersem(1961), Cengiz Han'ın Hazineleri(1962), Azrailin Habercisi(1963), Yarın Bizimdir(1963), Toprağın Kanı(1966), Minik Serçe(1979), Adak(1980), Talihli Amele(1980), Deli Kan(1981), Göl(1982), Mine(1982), Seni Seviyorum(1983), Bir Yudum Sevgi(1984), Asiye Nasıl Kurtulur(1986), Ölü Bir Deniz(1989), İçimizden Biri: Yunus Emre(TV) (1989), Düş Gezginleri(1992), Nihavend Mucize(1997)


Katıldığı Festivaller

Eylül Fırtınası
2000 Münih Film Festivali (Almanya)
2000 Boston Türk Filmleri Festivali (ABD)
2000 Viyana Film Gösterimi (Avusturya)
Vigo Cineasia 2000 (İspanya)
2000 Polonya Türk Filmleri Haftası

Adı Vasfiye
Polonya Türk Filmleri Haftası 2000

Hayallerim Aşkım ve Sen
Polonya Türk Filmleri Haftası 2000

Aaah Belinda
Polonya Türk Filmleri Haftası 2000


Ödülleri
1959 - Gazeteciler Cemiyeti Türk Film Festivali, En Başarılı Rejisör (Bu Vatanın Çocukları)
1972 - 9. Antalya Film Şenliği, En İyi Yönetmen, (Zulüm)
1976 - 13. Antalya Film Şenliği, En İyi Yönetmen, (Deli Yusuf)
1978 - 15. Antalya Film Şenliği, En İyi Yönetmen, (Selvi Boylum, Al Yazmalım)1984 - 21. Antalya Film Şenliği, En İyi Yönetmen, (Bir Yudum Sevgi)
1986 - 23. Antalya Film Şenliği, En İyi Yönetmen (Aaahhh Belinda)
1998 - 33. Antalya Film Şenliği, Yaşam Boyu Onur Ödülü, (1996, Selvi Boylum, Al Yazmalım)
2001 - Sinema Yazarları Derneği'' SİYAD Onur Ödülü.


Yayınlanmış Kitapları
Bir Sinemacının Anıları, Doğan Kitapçılık; Ocak 2002
Söylemek Güzeldir, Afa Yayınları; Mayıs 1995


Atıf Yılmaz hakkındaki Kitaplar
Sinemayı Sanat Yapanlar, Kerime SENYÜCEL

Rıfat Ilgaz

6/10/2006 · Kategori: Biyografi

 

 Rıfat Ilgaz

 

 1911 Cide - 7 Temmuz 1993 İstanbul

 

 

Camlarda karayel acımasız

Nereye baksam can çekişmesi

Gece... yol boyu memleket memleket

Isıtsın iyimserliğin içimi

Dağılsın ölüm korkum bir görün

Aydın bakışlarını arıyorum

 

Rıfat llgaz, 1940'ların toplumcu-gerçekçi şairleri arasında başta  gelenlerindendir. 1911 yılında Cide'de doğdu. Şiir yazmaya ortaokul öğrencilik yıllarında başladı. İlk şiiri 27.07.1927'de, günlük Nazikter gazetesinde yayınlandı. Ayrıca; Açıkgöz (Kastamonu), Güzel İnebolu ve Güzel Tosya gazetelerinde şiirleri ve yazıları yayınlanmaya başladı. Lise yıllarında babasının ölümü nedeniyle ayrıldı. Yatılı olarak Kastamonu Muallim Mektebi'nde öğrenim gördü. 1930 yılında mezun oldu. Altı yıl süreyle Gerede, Akçakoca, Hendek ile Düzce arasında Gümüşova'da ilkokul öğretmenliği yaptı. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsünü 1938'de bitirdi ve Adapazarı Ortaokulu Türkçe Öğretmenliğine atandı. 1939'da İstanbul Karagümrük Ortaokulunda Türkçe Öğretmenliğine başlayan llgaz'ın, yazı ve şiirleri büyük dergilerde yayınlanmaya başladı. 1940'da Gığır, Oluş, Ulus, Güneş, Yücel, Varlık, Hamle ve Yeni İnsanlık dergilerinde şiirleri çıktı ve aynı yıl Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümüne girdi. Hasan Tanrıkut, Sabahattin Kudret Aksal, Salah Birsel'le tanıştı. Ömer Faruk Toprak ile 9 Eylül 1942'de Yürüyüş dergisini çıkardılar. Bu dergide Orhan Kemal, Sait Faik, Cahit Irgat, A. Kadir, Nazım Hikmet (İbrahim Sabri) ile birlikte çalıştılar. 1943'de ilk kitabı "Yarenlik"i yayınladı. Şiirleri olağanüstü bir ilgi gördü. Ocak 1944'de "Sınıf" adlı şiir kitabı çıktı. Sıkıyönetim kararı ile toplatıldı. Pertev Naili Boratav "Sınıf" için:

"Yeni Türk şiirine inanmayanlara, Rıfat llgaz'ın kitabını okuyup anlamalarını dilemekten başka yapılacak birşey yoktur" diye yazdı.

1945'de Gün dergisi çıktı. llgaz bu dergide sekreterdi. Bu dergide yazıları yayınlandı. Aziz Nesin'in Cumartesi dergisine ortak oldu. Seçici kurulda çalıştı. 1946'da Esat Adil, Sabahattin Ali ve Aziz Nesin ile birlikte Gerçek gazetesini çıkardılar. 1946 Ekim ayında Yığın dergisini Esat Adil ve Adil Yağcı ile birlikte çıkardılar.

Öğretmenliğe yeniden döndükten sonra Boğazlayan-Yozgat'a tayini çıktı. Hastalığı nedeniyle Validebağ Sanaturyumunda yattı. Şubat 1947'de Sabahattin Ali, Aziz Nesin ve Mim Uykusuz'un çıkardığı Markopaşa kadrosuna girdi. Sık sık kapatılan bu derginin daha sonraları sorumlu müdürlüğünü üstlendi. Malum Paşa, Merhum Paşa, Hür Markopaşa gibi dergilerin de sık sık adı değişiyordu.

1950'li yıllarda llgaz gazetecilik yapmaya başladı. Sakıncalı olduğundan, gazeteler ve dergiler imzalarına pek yer vermediler. 1952-1960'daTan gazetesinde dizgici-düzeltmen ve röportaj yazarı olarak çalıştı. Turhan Selçuk ve İlhan Selçuk'un çıkardığı Dolmuş dergisinde "Stepne" takma adıyla yazılar yazdı. Hababam Sınıfı, Pijamalılar (Bizim Koğuş), Don Kişot İstanbul'da bu dergide dizi olarak yayınlandı. Hababam Sınıfı'nı da, isminin sakıncalı olması nedeniyle "Stepne" (Yedek Lastik) takma adıyla yazdı. Ocak 1953'de Devam adlı şiir kitabını çıkardı ve bu kitap da toplatıldı.

1961 Anayasası yürürlüğe girdikten sonra kendi adıyla yazı ve şiir yayınlayabilme olanağına kavuşan Rıfat llgaz Demokrat İzmir, Akbaba, Vatan, Yeni Gün, Yeni Ulus gibi yayın organlarında ve kimi edebiyat dergilerinde yazı yazabildi. Sınıf yayınlarını kurdu ve kendi kitaplarını yayınlayabildi. 1970'de Basım Şeref Kartını aldı.

1974'de emekli oldu. Doğum yeri olan Cide'ye yerleşti. 12 Eylül 1980 döneminde gözaltına alındı. 70 yaşında gerekçesiz sorguya çekildi ve gözaltında kaldı. Tutukluluğu sona erince İstanbul'da, oğlu Aydın llgaz ile birlikte ölümüne kadar yaşamaya başladı. Bu olaylar "Kırkyıl Önce Kırk Yıl Sonra" adlı kitabında anlatılır.

Yıllarca kendisini bizden uzaklaştırmaya çalışan yönetimlerden sonra, demokrasi yolunda ülkemizdeki gelişmeler Rıfat IIgaz adını yeniden yücelttiyse de, Sivas olaylarının acısına dayanamayan duyarlılığı 7 Temmuz 1993 günü aramızdan ayrılmasına neden oldu.

 

Hikâye, roman, gülmece hikâye ve romanları, oyun, anı türünde çok sayıda kitabı bulunan Rıfat Ilgaz, Yıldız Karayel romanıyla 1982 Madaralı Roman Ödülü'nü ve 1982 Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazandı.

Ünlü mizah romanı Hababam Sınıfı oyun, film ve müzikli gösteri olarak çok büyük bir yaygınlığa ulaştı, mizah edebiyatımızın başlıca klasikleri arasında yer aldı. Rıfat Ilgaz'ın şair olarak acılı bir ses tonu var... İlk şiirleriyle, 1940'lı yıllar toplumcu şairler kuşağının, Nâzım Hikmet'in özellikle İnsan Manzaraları'na yakın bir şairiyle karşılaşıyoruz.

Rahat konuşma dili, küçük, yoksul insanın yaşamını anlatışıyla, dil ve söyleyiş özellikleri bakımından Orhan Veli’lere yakın duruyor.

Fakat, Rıfat Ilgaz'ın şiirinde yoksul insanın yaşamından kesitler, bir dil ya da fantezi öğesi olarak değil, toplumun acılı gerçekleri olarak yansıtılmıştır, işçi, köylü ve dar gelirlinin, yoksul kenar mahalle insanının savaş yılları ve sonrasındaki çileli yaşamını, hapishaneyi ve hapisteki insanın yaşamını ve psikolojisini eşine az rastlanır bir gerçeklikle çok ölçülü bir duygu ve düşünce dengesiyle, alttan alta acı bir ironiyle yansıtmayı başarmış olan Rıfat Ilgaz'ın, tema ve ironi ögeleriyle M.Eloğlu'nu, konuları ve toplumcu şair kişiliğiyle A.Arifi etkilemiş olduğu gözleniyor. Son yılların ürünleri arasında, toplumsal konulu, sağlam biçim ve kuruluşu olan şiirlerinin yanısıra, şiirimizin özde ve biçimde yeni açılımlarının özelliklerini başarıyla özümsemiş ve daha kişisel konulu şiirler de (Leylaklarını Anlatıyorum, v.b.) yer alıyor.


 

 

Rıfat Ilgaz Hakkında

 

Bir kitaba da konu olan minibüsçü Süleyman Salcı, yazarla 1979 yılında yakınlaştıklarını söyledi.

'Gözümüzdeki perdeyi Rıfat Ilgaz açtı'

                                          Zeycan Gül

 

CİDE - Türk edebiyatının ölümsüz ismi Rıfat Ilgaz 'ın doğup büyüdüğü memleketi Cide, doğal güzellikleri ve insanlarıyla Ilgaz'ın yapıtlarında hayat buldu.

1970'li yıllardan itibaren Cide'de sürekli yaşamaya başlayan yazar Rıfat Ilgaz'ın buradaki yaşantısını, insanlarla kurduğu ilişkileri en yakınında yer alan kişilerle konuştuk.

Ilgaz'ın kitabına Minibüsçü Süleyman adıyla konu olan Süleyman Salcı , Ilgaz'la 1979 yılında yakınlaştıklarını belirterek o yılları şöyle anlatıyor:

''Rıfat Ilgaz çok mütevazı biriydi. Kapısı herkese açıktı. Siyasi görüşten ziyade insani görüşe önem verirdi. Mala - mülke önem vermezdi. Gözümüzdeki perdeyi açan insandı. Bize toplumcu, paylaşıma dayanan görüş kazandırdı. Rıfat Ilgaz'ı tanıdığım için çok mutluyum.''

Salcı, Ilgaz'la yaşadığı bir başka olayı ise şöyle anlatıyor:

''1979 yılında bir bankaya şoför alınacaktı. Sınavı kazanırım ama torpilli biri araya girip hakkımı yer diye sınava girmeye çekindim. Rıfat Ilgaz'dan torpilli birinin bankaya şoför olarak alınacağı söylentisi yayıldı. Ilgaz'ın yanına gitim. 'Sizin eşitlikten yana olduğunuz söyleniyor. Bırakın aynı koşullarda yarışalım' dedim. Ilgaz, 'Bu iddialar doğru değil, tarafsız kalacağım' dedi. Tarafsız kaldı. İddiaların doğru olmadığı ortaya çıktı. Bir daha da kendisinden ayrılamadım.''

Cide'nin en eski öğretmenlerinden ve 'ilçenin ilk komünisti' olarak tanınan öğretmen Muammer Karayel ise Rıfat Ilgaz'la Uzunkum Otel'de tanıştıklarını anlatıyor. Ilgaz'ın yazdığı eserlerin birçoğunun gerçek olaylara dayandığını söyleyen Karayel, ''Ilgaz, Cide'nin folklorunu ortaya çıkaran, var eden kişidir. Çocukları araştırmaya yönlendiren kişidir'' diyor. Ilgaz'ın inatçı bir kişilik yapısına sahip olduğunu anlatan Karayel, Ilgaz'ın 12 Eylül askeri darbesinden sonra Cide'de yaşadığı dönemde emniyet güçlerince çok rahatsız edildiğini belirterek ''31 Mayıs 1981 yılında 11 kişi tutuklandık. Bolu'dan getirilen bir bölük komando tarafından Kastamonu Et ve Balık Kurumu binalarına taşındık. Çengellere asıldık. Ilgaz'ın gözü bağlı ifadesi alındı ve iki gün ayakta kaldı. Sağlık sorunları nedeniyle jandarma gözetiminde Ballıdağ Sanatoryumu'na kaldırıldı'' diyor.

 

 

 Eserleri

 

ŞİİR KİTAPLARI
1943   Yarenlik
1944   Sınıf
1953   Devam
1954   Üsküdarda Sabah Oldu
1962   Soluk Soluğa (önceki kitaplarından seçmeler ve yeni şiirleri)
1969   Kara Kılçık
1971   Uzak Değil (1940-1971 yıllarında yayımladığı şiirlerden seçmeler)
1974   Güvercinim Uyur mu?
1983   Kulağımız Kirişte
1983   Bütün Şiirleri (1937-1983)
1987   Ocak Katırı Alagöz

 

ROMANLARI

          Karadeniz'in Kıyıcığında

          Karartma Geceleri

          Sarı Yazma

          Yıldız Karayel

 

MİZAH ESERLERİ

          Çalış Osman Çiftlik Senin

          Don Kişot İstanbul'da

          Garibin Horozu

          Hababam Sınıfı

          Hababam Sınıfı Baskında

          Hababam Sınıfı İcraatın İçinde

          Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı

          Hababam Sınıfı Uyanıyor

          Hoca Nasrettin ve Çömezleri

          Nerde Kalmıştık

          Nerde O Eski Usturalar

          Pijamalılar

          Radarın Anahtarı

          Rüşvetin Alamancası

          Sosyal Kadınlar Partisi

          Şeker Kutusu

          Apartıman Çocukları

 

ÇOCUK ROMANLARI

          Bacaksız Kamyon Sürücüsü

          Bacaksız Okulda

          Bacaksız Paralı Atlet

          Bacaksız Sigara Kaçakçısı

          Bacaksız Tatil Köyünde

          Cankurtaran Yılmaz

          Kumdan Betona

          Küçükçekmece Okyanusu

          Öksüz Civciv

 

DENEME / ANI

          Cart Curt

          Kırk Yıl Önce Kırk Yıl Sonra

          Nerde Kalmıştık

          Yokuş Yukarı

 

 

 

 Şiirlerinden...

 

  

UÇURTMA

Çocuklarımız neleri sevmiyorlar ki...
Uçurtmayı seviyorlar söz gelişi,
Bir havalandı mı uçurtmaları
Daha da güzelleşiyorlar.
Maviliklerde gözleri
Özgürlüğü yaşıyorlar
Uçurtmalarla birlikte.

Koparıp da iplerini hele
Bir kurtuldular mı ellerinden,
öylesine seviniyorlar ki,
Gidiş o gidiş, bile bile...

Kızalım mı umursamayışlarına?
Kendi yaşamlarını izliyorlar boşlukta.
Onlar da birer uçurtma değil mi?

Bizim de ne süslü uçurtmalarımız vardı,
Alıp başlarını gitmediler mi?
Gözümüzden bile esirgerdik
Hangi birinin ipi kaldı elimizde?

 

 

 

Biraz Daha Sabır

Gözünü yıldırmasın karakış,
Altında sağlama yatağın,
Hastanede sıran var.
Ne kaldı ki şurada,
Ekim, Kasım, derken Aralık
Sabrın tükenmezse eğer,
Heybelide'sin bahara doğru.
Bilirsin can boğazdan gelir,
Senin neyine şu bakır mangal,
Çıksın çadırcılara...
Bilmem işine yarar mı artık,
Şu duvardaki palto,
Yok işte çalışmaya dermanın!
Hele otursun şu barış yerine,
Sık dişini!
Her şey düzelecek yakında,
Her şey yoluna girecek;
Doktor kapına gelecek,
İlaçlar ayağına.
Bakma kesildiğine terkosun
Şerbet akacak çesmelerden!
Bu sıcağa kar mı dayanır,
Dirilirsin bayrama varmadan,
Kalkarsın ayağa.
Sıtmalı kızının
Doya doya öpersin yanaklarını.
Biraz daha sabır, aslanım,
Biraz daha sabır!

 

 

 

Kaynakça: Rıfat Ilgaz webb-sitesi

                     Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi - Ataol Behramoğlu

Türk Rock'ının öncü isimlerinden Cem Karaca'nın şarkılar

6/10/2006 · Kategori: Biyografi

Türk Rock'ının öncü isimlerinden Cem Karaca'nın şarkılarını 10 sanatçı yorumladı

Saygı albümü: 'Mutlaka Yavrum'

'Cover', 'single', 'unplagged' gibi 'tribute albüm' de Batı'dan gelen bir kavram. Neyse ki ona 'saygı albümü' diye Türkçe bir karşılık bulduk da yerli yerine oturdu. Bir aralar MTV'nin musallat ettiği 'unplagged' modasına fena halde takılmıştık, şimdi onun yerini saygı (tribute) albümü aldı. Barış Manço, Bülent Ortaçgil gibi ustalar için yaptık, yetişmedi Murathan Mungan'ın bestelenmiş şiirleri için bile yaptık. Korkarım daha birçok insanın koltuğunda bu tip projeler vardır. Açıkçası biz bunu pek sevdik, kolay kolay da bırakacağa benzemiyoruz.
APTÜLKADİR ELÇİOĞLU

Eskiden insanların ölünce anlaşılacağına dair bir düşünce vardı. Şimdilerde ise bunun geçerliliğini yitirdiğine kanaat getirdim. Onları anlamak yerine başkalaştırıyoruz. Bayramda iyi ki o trajikomik tahliye yaşandı da Abdi İpekçi 'yi hatırladık. Hatta Uğur Mumcu 'nun 13. ölüm yıldönümünde de kalabalıklar oluşturduk. Toplumda öncü rolü oynamış insanların ardından kalabalıklar halinde gidiyoruz ama ertesi gün unutuyoruz. Hatırladığımızda ise çoğunlukla kendimizi gösterme çabası içinde oluyoruz. Onların yazıp çizdiklerini okuyup fikirlerini, araştırmalarını anlamak yerine ağıtlar yakıyoruz. Aynı şey müzisyenler için de geçerli. Müzik insanlarının ürettiklerini yıllar içinden bugüne taşımak yerine ''dostlar alışverişte görsün'' hesabı işlere imza atıyoruz.


'Mutlaka Yavrum'


İki yıl önce 8 Şubat tarihinde Türk Rock'ının öncü isimlerinden Cem Karaca 'yı kalp krizi sonucu kaybetmiştik. Aradan geçen süre içinde onun adına bir şey yapılmadı. Ancak geçen hafta içinde 'Mutlaka Yavrum' isimli bir albümde 10 sanatçı onun parçalarını yorumlayarak bir 'saygı' albümü gerçekleştirdiler. Yavuz Bingöl, Haluk Levent, Deniz Seki, Volkan Konak, Manga, Edip Akbayram, Teoman gibi isimlerin yer aldığı albümde Cem Karaca'nın İngilizce sözlü 'Merhaba' isimli parçası da ilk kez dinleyici karşısına çıkmış oldu.

Batı'dan devşirdiğimiz 'tribute' albüm modasının bir örneği diyebileceğimiz 'Mutlaka Yavrum' isimli saygı albümünün bir benzerini de Barış Manço için yapmıştık. Şimdilerde pek esamisi okunmayan bu albüm üzerine çok tartışma yapılmıştı. Manço klasiklerini farklı tarzlarda isimlerin okuması gerçek bir faciayı oluşturmuştu açıkçası. Aynı eleştirilerin bu saygı albümü için de geleceğine eminim. Örneğin Yavuz Bingöl'ün sesinden 'Tamirci Çırağı' nı dinlemek ilginç olabilir ama Cem Karaca sevenler için pek tatmin edici olmasa gerek.

'Cover','single', 'unplagged' gibi 'tribute albüm' de Batı'dan gelen bir kavram. Neyse ki ona 'saygı albümü' diye Türkçe bir karşılık bulduk da yerli yerine oturdu. Bir aralar MTV'nin musallat ettiği 'unplagged' modasına fena halde takılmıştık, şimdi onun yerini saygı (tribute) albümü aldı. Barış Manço, Bülent Ortaçgil gibi ustalar için yaptık, yetişmedi Murathan Mungan 'ın bestelenmiş şiirleri için bile yaptık. Korkarım daha birçok insanın koltuğunda bu tip projeler vardır. Açıkçası biz bunu pek sevdik, kolay kolay da bırakacağa benzemeyiz hani.


Saygısız saygı


Saygı albümü kavramı Batı müzik sanayiisinde tıkanıklığın sonucu bulunmuş bir can simidi gibiydi. Yeni adına yapılan çalışmalarda ses getirici işler çıkmayınca, eskileri yeni isimlere yorumlatmayı bir kurtuluş umudu olarak gördüler.

Aynı yöntemleri kopya kâğıdı gibi ama alaturka bir tarzda uygulamaya çalışan bizim müzik sanayimiz de yaşanan tıkanmayı aşmak için saygı albümlerini ya da eskileri yenilere yorumlatmayı bir kurtuluş olarak gördü. Sonuçta eskiye değer vermeyi amaçlayan bu örnekler gitgide bir saygısızlığa dönüşecekti. Sadece bununla kalsa iyi, her yeni çıkan rock topluluğunun albümüne bir eski parça konması da emir hükmünde kararname varmış gibisinden gerçekleşiyordu. Bir ara Cem Karaca'nın 70'li yıllardaki bir parçasını dinlerken gençlerden biri 'Bu Kıraç 'ın yeni parçası mı?' diye sorunca vakanın ne boyutlara geldiğini görmüştüm. Bazı genç grupların ''Albüme bir de Âşık Veysel 'cover 'ı koyduk'' demeleri de çileden çıkarıcı örneklerdendi.


Kendi sesleri ve yorumlarıyla bulabilmek


T ürk rock'ı içinde Cem Karaca, Barış Manço, Erkin Koray gibi isimlerin öncülüğü ve önemi tartışma götürmez. Onla rın bu önemi üçünün de birbirine benzemezliğinden kaynaklanmaktadır. Bu sayede her biri ayrı ayrı ekol oluşturmuşlardır. Toplumda bu kadar yer etmiş ve geniş kesim tarafından bilinseler de yaptıklarının tümü ne yazık ki genç kuşaklarca bilinmemektedir. Birçoğu eski plak kayıtlarında kalmış, yeniden yayımlananlar da özensizlik sonucu darmadağınık bir vaziyettedir. Bu ustaların yayın haklarını ellerinde bulunduranlar eski çalışmaları bütünlüğü içinde çıkarmadıkları gibi toplamaları da yamalı bohça misali kotarmaktadırlar.

Sonuç böyle olunca da Cem Karaca'yı sadece ''Resimdeki Gözyaşları'' nın ''Ağır Roman'' filmindeki versiyonundan bilen bir kitleyle karşı karşıya geliyoruz.

Oysa Karaca 70'lerin sonundaki politik ortamda bile ''Safinaz'' isimli senfonik rock çalışmaya imza atabilmiş biridir. Aynı şekilde Barış Manço'nun, Erkin Koray'ın da nitelikli çalışmaları hep bilinmezler arasında yerini alıyor. Onlara yapılacak saygı, kendi seslerinden kendi parçalarını dinletebilmektir. Bugün bir müzik mağazasına girdiğimizde onların eski yeni albümlerini tam tekmil bulabiliyorsak onlara saygıyı gerçekleştirebiliriz. Bu aynı zamanda kendimize de saygı olacak .

Cumhuriyet 28.01.2006