19/9/2008 · Kategori: Arastirma
EDEBİYAT ÖDÜLLERİ 2007 (1)
Cemal Süreya'nın izindeler
2006 Cemal Süreya Ödülü'ne değer görülen şairler Erol Özyiğit ve Kaan Koç, Milliyet'in sorularını yanıtladı. Kaan Koç, Cemal Süreya için, "Sıkıntılı anlarımda sığındığım şair" diyor
18 Ocak 2007 Perşembe
Sema Aslan
Aydın Hatipoğlu, Enver Ercan, Haydar Ergülen, Mustafa Öneş ve Refik Durbaş'tan oluşan seçici kurul, Şiir Kitabı dalında "Acemi Irmak" kitabıyla Erol Özyiğit'i, Şiir Dosyası dalında ise "Çok Tanrılı Sular" isimli dosyasıyla Kaan Koç'u 2006 Cemal Süreya Ödülü'ne değer buldu.
Törenin hemen ardından ödüllü iki şair, Erol Özyiğit ve Kaan Koç'la buluştuk; Özyiğit, Şirinevler'deki marketinden, Koç da Kocaeli'nden, üniversiteden çıkıp geldiler söyleşiye.
1972 Malatya doğumlu olan Erol Özyiğit, 2 yıl öncesine kadar kitapçılık yapıyormuş, ancak iflas etmiş. Şimdi, Şirinevler'de bir market işletiyor. Ama uygun bir yer bulursa ilk iş, hayalindeki şiir evini açacak.
Şiiri, yaşamının odağına koymuş. "Erol Özyiğit, eşittir şiir!" diyecek kadar tutkunu şiirin. Liseden sonra pek çok iş yapmış, ama kitapçılığa dönmeye kararlı; "Nokta değil, virgül koydum kitapçılığa" diyor. Şiirle ilişkisi ailesinin yönlendirmesiyle daha okuma yazma öğrenmeden başlamış:
"Evimizde kırmızı kapaklı bir şiir defteri vardı. Annemle babam, okuyup sevdikleri şiirleri bu deftere yazmıştı. Okuma yazmayı öğrendikten sonra evdeki masanın altına girip defterdeki kimi şiirleri kopya ederdim; sonra da arkadaşlarıma hava atardım, 'Bu şiirleri ben yazdım' diye."
Evinde iddialı bir şiir kitaplığı olduğunu söylüyor Özyiğit. "1900'lü yıllardan günümüze, pek çok şiir kitabı mevcut bende. Aralarında imzalı olanlar da var." Yaklaşık 2 bin 500 kitaptan oluşan bu kitaplık içinde Orhan Veli'nin 1949 tarihli "Şiir Antolojisi"ni özellikle önemsiyor Özyiğit: "Orhan Veli, galiba şiire meraklı insanlar için bir başlangıç noktası. Aldığım ilk şiir kitabı, Orhan Veli'nindi."
"İyi ki edebiyat okumadım"
1986 İstanbul doğumlu olan Kaan Koç ise, "Çoğu Türk gibi ben de şiirle okulda tanıştım" diyor. Günlerdir sınavları için yoğun bir çalışma temposunun içinde; Kocaeli Üniversitesi'nde Uluslararası İlişkiler okuyor. Okulda tanıştığı şiirle ilişkisini, okulda sürdürmekten bile isteye kaçınmış:
"Edebiyat okuyan arkadaşlarımın çoğu edebiyattan soğudu. Herhalde toplumu yönetme stratejisi; bu ülkede kim ne okursa, ondan soğuyor..."
İçinde hissettiği bir 'hareket'le ilk şiirini 16'sındayken yazmış, ancak bu ilk hareketin devamının geleceğini, hele hele Cemal Süreya Ödülü'nü kazanacağını hayal bile etmemiş o dönem. Şiir yazmayı sürdürdükçe, kendisini hem garip bir yalnızlığın içinde bulmuş hem de çoğaldığını hissetmiş. Şiiri bilimsel bir makale, bir teori ya da insanlık için çok önemli bir şeyi okur gibi okuduğunu söylüyor. Şiiri ilk Garip Akımı ile keşfetmiş; o da Orhan Veli hayranı:
"Orhan Veli'nin önderliğinde başladım okumaya, daha sonra İkinci Yeni şiirini okudum. Çok fazla ısınamadım, ama Tanzimat dönemi şiirini de öğrenmek amacıyla inceledim."
Koç, aslında 'meşhur' bir şair. Internette arama yaptığınızda şiirlerine hemen ulaşabiliyorsunuz. Özyiğit de Koç'un şiirlerine ilk kez internette rastlamış; o dönemden itibaren Koç şiirinin takipçisi.
Her iki şair de fanzin çıkarıyor. Erol Özyiğit, Mavi Liman isimli fanzinini 2 aylık periyotlarla 500 adet basıyor; fanzinin alıcısı ise çok sınırlı.
Özyiğit 75 kişinin düzenli olarak takip ettiği fanzinlerden 100 adet ayırarak tesadüfi bir semt belirliyor ve bu semtteki posta kutularına bırakıyor. "Bir mektup aldık, içinden şair çıktı" diye e-mail'ler alınca da umutlanıyor. Koç ve arkadaşlarının çıkardığı Goygoy ise 150 adet basılıyor. Daha çok okulda dağıtıyorlar fanzini.
Cemal Süreya tutkusu
Cemal Süreya'nın adını taşıyan bir ödüle değer görülmek, her iki şair için de çok anlamlı. Ödülü aldığını öğrenince sabaha kadar uyuyamamış Özyiğit.
Koç ise bir Cemal Süreya tutkunu olduğunu söylüyor. "Kendime en yakın gördüğüm ve sıkıntılı anlarımda sığındığım şair" diyor Cemal Süreya için.
Sökük Sözler
anne hırka ör
kalbinin söküğünden
üryan tenime
anne kalbimin
derininde üşüdüm
susarken sesim
anne saçının
hangi telinde saklı
eşkıya yüzüm
Erol Özyiğit
Akşam
inmiş şehrin kapakları
doldurmuş bütün sokakları akşam.
yalnız, şu sokağın başında bir çocuk
oturuyor, unutmuş gibi onu yaşam.
bütün perdeler örtülüyor sıkıca
korkuyorum gökyüzünden
o kadar sessiziz ki şehirle ben
konuşmak bile geçmiyor içimden.
zenci bir çocuktur tanrı
vücuduna göre büyük elleriyle
tutup iki yanından sımsıkı
boğazlıyor hayatı.
Kaan Koç
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın verdiği Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün bu yılki sahibi olan şair ve düşünür Sezai Karakoç tören istemedi.
3 Şubat 2007 Cumartesi
HASAN TÜRKAN AA
Kültür ve Turizm Bakanlığı, yaklaşık bir ay önce, Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'nün şair-düşünür Sezai Karakoç'a verildiği açıklamıştı.
Açıklamanın ardından, ödülün verileceğine ilişkin yazı Karakoç'a ulaştı. Karakoç, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç'un imzasıyla kendisine gönderilen yazıya verdiği yanıtta, uygun görülmesi halinde ödülle ilgili bir tören yapılmamasını istedi. Ödül plaketiyle diğer ilgili belgeleri de posta yoluyla kabul edebileceğini bildirdi.
Edindiği izlenimlerden, kamuoyunda yeterli yankıyı uyandırdığı düşüncesinde olduğunu kaydeden Karakoç, yazısında ayrıca, para ödülünün kültür hizmetlerinde veya uygun görülecek bir alanda kullanılmak üzere bakanlık tasarrufuna alınması ricasında bulundu.
Zamanının büyük bir bölümünü Cağaloğlu'ndaki mütevazı ofisinde geçiren Karakoç'un şiir kitapları arasında "Hızırla Kırk Saat, Taha'nın Kitabı / Gül Muştusu, Körfez / Şahdamar / Sesler, Zamana Adanmış Sözler, Ayinler, Leyla ile Mecnun, Ateş Dansı ve Alın Yazısı Saati" bulunuyor. Şair, ayrıca 1950 yılında kaleme aldığı, ancak kitaplaştırılmasına 45 yıl boyunca izin vermediği "Mona Rosa" adlı akrostiş şiiriyle geniş bir hayran kitlesine ulaştı.
Necip Fazıl Kısakürek'in, "Ruh gibi, Hazreti İsa gibi" diye tanımladığı, Ece Ayhan'ın "Sivil şiirin en iyi şairlerinden" şeklinde övdüğü, Cemal Süreya'nın "Öyle bir Müslüman ki Marx da bilir, Nietzsche de bilir, Salvador Dali de sever. Sıkışmış, sıkıştırılmış deha. Alçakgönüllükle katı yüksek uçuyor. Şemsiyesi yok" ifadesiyle anlattığı Karakoç, özel hayatıyla ilgili çeşitli söylentiler karşısında suskunluğunu hep korudu.
Şiirdeki aşk
Mona Rosa'daki her kıtanın ilk satırının baş harfleriyle meydana gelen "Muazzez Akkaya" isminin, Karakoç'un üniversite yıllarında âşık olduğu, ama hiçbir zaman açılamadığı sınıf arkadaşı olduğu, Cemal Süreya ile bu konuda bir iddiaya girdiği, iddiayı kaybeden Süreya'nın soyadındaki "y"lerden birini bu nedenle atmak zorunda kaldığı kulaktan kulağa yayıldı.
"Diriliş Nesli'nin öncüsü" olarak da nitelendirilen Karakoç'un fikir ve araştırma kitapları arasında, "Yunus Emre, Mevlana, Mehmet Akif, İslamın Dirilişi, İslam Toplumunun Ekonomik Strüktürü, Ölümden Sonra Kalkış, Mağara ve Işık" bulunuyor.
"Meydan Ortaya Çıktığında ve Portreler" adlı hikâye, "Armağan" adlı piyes, "Batı Şiirlerinden ve İslamın Şiir Anıtlarından" adlı çeviri şiir kitapları da yayımlanan Karakoç'un, son günlerde Diriliş Partisi'ni yeniden kurma çalışmalarını başlattığı biliniyor.
Karakoç'un partisi kapatılmıştı
Sezai Karakoç, 1933'te Ergani'de dünyaya geldi. İlkokul ve ortaokulu Diyarbakır ve Kahramanmaraş'ta parasız yatılı okuduktan sonra, lise öğrenimini Gaziantep'te tamamladı. Liseden sonra Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne girdi ve 1955'te Mülkiye'den mezun oldu. 1959 - 1965 yılları arasında Maliye Müfettiş Yardımcılığı ve Gelirler Kontrolörlüğü görevlerinde bulundu. 1973'te memurluk görevinden ayrıldı. 1967 yılında
"İslamın Dirilişi" adlı kitabından dolayı yargılandı.
Büyük Doğu, Hisar, Akpınar, Dernek, Düşünen Adam ve A dergileri ile Yeni İstanbul, Sabah ve Milli Gazete'de yazılar kaleme aldı. Karakoç, 1960 ve 1976 arasında yayımladığı Diriliş dergisini 1976'dan itibaren gazeteye dönüştürdü.
Diriliş, son olarak 1987-1993 yılları arasında haftalık olarak yayın hayatına devam ederken, Karakoç, 1990'da kurduğu Diriliş Partisi ile hayatında farklı bir sayfa açtı. Karakoç, 1997'de Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılışına kadar partisinin genel başkanlığında siyasi hayatını sürdürdü.
Mona Roza
Mona Roza, siyah güller, ak güller
Geyvenin gülleri ve beyaz yatak
Kanadı kırık kuş merhamet ister
Ah, senin yüzünden kana batacak
Mona Roza siyah güller, ak güller(...)
(...)Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek(...)
Memet Fuat Ödülleri Öneş ve Demiralp'e
Memet Fuat anısına verilen Memet Fuat Eleştiri / İnceleme, Deneme, Yayıncılık Ödülleri'nin bu yılki sahipleri belli oldu
10 Şubat 2007 Cumartesi
Memet Fuat anısına verilen Memet Fuat Eleştiri / İnceleme, Deneme, Yayıncılık Ödülleri'nin bu yılki sahipleri belli oldu.
Cevat Çapan, Eray Canberk, Konur Ertop, Nurdan Gürbilek, Uğur Kökden, Hasan Kuruyazıcı ve Yurdanur Salman'dan oluşan Seçici Kurul'un değerlendirmesi sonucunda; eleştiri / inceleme ödülünü
"Şiir Kuşatması" adlı çalışmasıyla Mustafa Öneş, deneme ödülünü ise "Satırlar Arasında Aylaklık" kitabıyla Oğuz Demiralp kazandılar.
Yayıncılık ödülü ise Komşu Yayınevi ve Multilingual Yayınları arasında paylaştırıldı. 5 bin YTL tutarındaki eleştiri/inceleme ödülü, Bilgi Üniversitesi Yayınları, aynı tutardaki deneme ödülü ise Adam Yayınları tarafından karşılanıyor. Ödül töreni, Memet Fuat'ın 81. doğum günü olan 16 Şubat'ta Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu'nda düzenlenecek.
Memet Fuat Ödülleri, önceki akşam Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu'nda yapılan törenle sahiplerine verildi
18 Şubat 2007 Pazar
MİRAÇ ZEYNEP ÖZKARTAL
Memet Fuat Ödülleri, önceki akşam Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampusu'nda yapılan törenle sahiplerine verildi. Törenin açılış konuşmasını yapan, Memet Fuat'ın oğlu Kenan Bengü, ödülleri babasının doğum günü olan 16 Şubat'ta vermeyi kararlaştırdıklarını, bu yıl da Memet Fuat'ın 81. yaşını kutladıklarını söyledi.
Tören, Maltepe Üniversitesi Öğretim Görevlisi Yusuf Çotuksöken'in yönettiği Prof. Dr. Fatma Akerson, Yrd. Doç. Dr. Nesrin Kaya, Öğr. Gör. Fundagül Apak ve Öğr. Gör. Önder Yeral'ın konuşmacı olarak katıldıkları "Üniversitelerdeki Türkçe Eğitiminde Deneme ve Eleştiri Türlerinin Ele Alınışı" konulu panelle başladı.
Ardından İstanbul Devlet Opera ve Bale sanatçıları, koreografisini Beyhan Murphy'nin yaptığı iki dans gösterisi sundu. Dansçılardan Deniz Kılınç'ın Fuat'ın kız kardeşi Suzan Yasavul'un torunu olması, gösteriyi daha da anlamlı kıldı.
Eleştiri / İnceleme dalında "Şiir Kuşatması" adlı yapıtıyla ödül alan Mustafa Öneş'e 5 bin YTL tutarındaki ödülünü, Bilgi Üniversitesi Yayınları adına Fahri Aral verdi. Deneme dalında ödülün sahibi Oğuz Demiralp ise yine aynı tutardaki ödülünü Adam Yayınları'nın sahibi Nazar Büyüm'ün elinden aldı. "Satırlar Arasında Aylaklık" adlı yapıtıyla ödüle değer bulunan Demiralp, ilk yazısının 1972'de Memet Fuat'ın çıkardığı Yeni Dergi'de yayımlandığını, Fuat'ın kapısının genç yazarlara her zaman açık olduğunu söyledi.
'Acaba ne düşünür?'
Yayıncılık dalında verilen ödülü, şiir kitapları ve dergileri yayımlamak amacıyla kurulan Komşu Yayınevi ve Türkiye'nin ilk özel dilbilim yayınevi olan Multilingual paylaştılar. Ödülü Eray Canberk'in elinden alan Enver Ercan, "Bizim kuşağın bütün üyeleri ne yayınlasa, 'Acaba Memet Fuat ne düşünüyor?' diye merak ederdi" dedi.
Multilingual Yayınları'nın sahibi Lozan Kaynak, ödülü Seçici Kurul üyelerinden Hasan Kuruyazıcı'dan aldıktan sonra Fuat ile sokak kitapçılığı yaptığı zamanlarda tanıştığını söyledi.
Tören, senaryosunu Handan Durgut'un yazdığı, Serdar - Gül Birol'un yönettiği Memet Fuat belgeselinin gösterimiyle sona erdi.
'Şiir de ödülle bitti!'
2007 Altın Portakal Şiir Ödülü, Lale Müldür'ün "Ultra-Zone'da Ultrason" adlı kitabına verildi. Müldür: "Şiirden uzaklaşmışken, kitabımın ödüllendirilmesi ilginç"
25 Şubat 2007 Pazar
Aslı Onat
Antalya Büyükşehir Belediyesi'nin desteğiyle Antalya Kültür Sanat Vakfı tarafından verilen Altın Portakal Şiir Ödülü'ne bu yıl, Lale Müldür'ün "Ultra-Zone'da Ultrason" adlı kitabı değer görüldü.
Doğan Hızlan, Mehmet H. Doğan, Mehmet Taner, Orhan Koçak ve Birhan Keskin'den oluşan 11. Altın Portakal Şiir Ödülü Seçici Kurulu, 2006 içinde yayımlanmış şiir kitaplarından yola çıkarak yaptıkları değerlendirme sonucu 'çağdaş ruhsallığın en gerilimli ve çetrefil alanlarında çalışırken, hem şiirden beklentilerin sınırlarını alabildiğine genişlettiği hem de dünya algısında sarsıcı dönüşümler yarattığı' gerekçesiyle Müldür'ün kitabını seçti.
Müldür, ödülünü 21 Mart Dünya Şiir Günü'nde Antalya Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenecek törenle alacak.
Jüriye katılıyorum!
"Saatler / Geyikler"den beş yıl sonra yayımlanan "Ultra-Zone'da Ultrason", Müldür'ün son yıllarda yaşadıklarına tanıklık eden şiirlerden oluşuyor. Şair ile ödül üzerine söyleştik.
Bol kahkahalı geçen söyleşide Müldür, hayli keyifliydi. Ödülü kazandığını bizden öğrenen Müldür, doğrusu pek de şaşırmadı:
"O, benim iddialı kitabımdı. Şiir yazamayacak deniyordu benim için. Hal böyleyken şiir kitabımın ödül alması beni son derece sevindirdi tabii."
Müldür, kazandığı ödülün, bu iddialara verdiği ironik bir yanıt şeklinde de değerlendirilebileceği konusunda ise netti:
"Evet, aynen öyle oldu."
Peki ya jürinin görüşü?
Lale Müldür, her zamanki espirili haliyle yanıtladı bu soruyu. İçten ve samimi:
"Ben de jüriyle aynı görüşteyim."
Biraz üzüntü verdi!
Şubat ayında çıkan otobiyografik romanı "Bizansiyya"ya değinmeden geçemedik, söyleşide. Roman, henüz yayımlanmış ve kısa sürede çok satanlar listelerine girmişken gelen bir "şiir ödülü"... Bu da ilginç bir tesadüf sayılmaz mıydı? Usta şairin yanıtı şaşırtıcıydı:
"Biraz üzüntü verdi tabii!"
Müldür bu üzüntünün gerekçesini ise şöyle açıkladı:
"Çünkü ben romana geçmeye kararlıyım artık. Şiir de bir ödülle bitti işte! Şiirden uzaklaşmışken ödüllendirilmek ilginç... Şiir yazarsam gene yazarım ama sanmıyorum..."
"Keskin, sonsuzluk duygusu veriyor"
Ödülün açıklanması öncesinde Atatürk Kültür Merkezi Perge Salonu'nda düzenlenen 10. Altın Portakal Şiir Ödülü Sempozyumu'nda, geçen yıl "BA" adlı eseriyle Altın Portakal Şiir Ödülü'nün sahibi olan Birhan Keskin'in şiiri, Doğan Hızlan ve İlhan Berk'in de katılımıyla ele alındı.
Birhan Keskin şiirinin, kendisinin üzerindeki izdüşümünü ele alan Hızlan, Birhan Keskin'in şiirini okurken aklıma bir ressamın, Neşe Erdok'un tablolarını getirdim. Onun tabloları da Keskin'in şiiri gibi bir sonsuzluk duygusu bırakıyor insanda" dedi.
Şairin bugünün şiirini yazdığını söyleyen Hızlan, Keskin'in şiirinde bugünün dünyasında var olan yalnızlığımızın ve konumumuzu tayin edemeyişimizin bulunduğunu belirtti.
Çay Kuarteti
Ben seni hiç üzemem
Papatya çayı yapmak isterim sana
Sonra portakal çayı
Füme lapsang souchong çayı
Ama ben seni hiç üzemem
Deliririm yalnızca
Sessizce tek başıma deliririm
Beni Lape'ye koyarlar
Koyu Türk çayı içerim orada
yalnızca
"Ultra-Zone'da Ultrason"dan
Türk edebiyatı '1001 Kitap'ta
Dünyaca ünlü eleştirmenlerin listelerinin yayınlandığı "Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap", edebiyatla ilgilenenler için eşsiz bir kaynak niteliğinde.
26 Şubat 2007 Pazartesi
KÜLTÜR SANAT SERVİSİ
Peter Boxall'ın genel editörlüğünde hazırlanan "Ölmeden Önce Okumanız Gereken 1001 Kitap" adlı edebiyat eserleri seçkisi, Caretta tarafından Türkiye'de yayımlandı.
Yurtdışında ilk kez Quintet Publishing tarafından Mart 2006'da İngiltere'de yayımlanan eser, Filiz Ülgüt'ün editörlüğünde Türkçeye kazandırıldı.
"...1001 Kitap"ta Jean Jacques Rousseau'dan Victor Hugo'ya, Leo Tolstoy'dan J.R.R. Tolkien'e uzanan yazarların eleştirmenlerce 'en iyi bulunan' yapıtlarına yer verildi. Dünyaca ünlü eleştirmenler tarafından oluşturulan listede Yaşar Kemal, Orhan Pamuk, Latife Tekin ve Emine Özdamar'ın da eserleri bulunuyor.
Kitabı hazırlayan ekip, uluslar ve kültürler üstü fikir birliği oluşturmayı amaçlayan benzersiz bir liste üretmeyi değil, çok çeşitli ulusal bağlamlarda okumalar yapmaya dair tartışmaları özendirip çoğaltmayı amaçlıyor.
Eleştirmenler Türk yazarlar hakkında ne dedi?
Orhan Pamuk - 'Beyaz Kale'
"Türk yazar Pamuk'un 'Beyaz Kale'si Jorge Luis Borges ile Italo Calvino'nun yapıtları gibi gerçek ve kimlik kavramlarımızın okuyup yazma eylemi üzerinden sorgulandığı bir yerdir." (Jordan Anderson)
Emine Özdamar- 'Hayat Bir Kervansaray'
Kitap harika bir anarşik yapıya sahip (...) Ingeborg - Bachmann Ödülü'nü kazanan, 'Alman kökenli olmayan' biri tarafından yazılmış ilk kitap." (Matthew Sperling)
Latife Tekin - 'Kristin Çöp Masalları'
"Tekin'in büyülü gerçekçiliği, okurla karakter arasında uçurum yaratmak yerine, okuru mahrem olduğu bölgeye taşıyor." (Laura Lenkester)
Yaşar Kemal - 'İnce Memed'
"Barındırdığı insani sıcaklık ve üstün anlatım gücü sayesinde son derece keyifle okunacak bir yapıt." (Reg Grant)
Kitaptan bir seçki
Kitaptaki eserler 1800 öncesi, 1800'ler, 1900'ler ve 2000'ler olam üzere 4 bölümde inceleniyor. Kitapta yer alan bazı eserler şunlar:
1001 Gece Masalları (Anonim)
Don Kişot - Miguel de Cervantes
Robinson Crusoe - Daniel Defoe
Gulliver'in Seyahatleri - Jonathan Swift
Genç Werther'in Acıları - Goethe
Kırmızı ve Siyah - M. Stendhal
Notre Dame'ın Kamburu - Victor Hugo
Goriot Baba - Honore de Balzac
Oliver Twist - Charles Dickens
Ölü Canlar - Nikolay Gogol
Madame Bovary - Gustave Flaubert
Babalar ve Oğullar - Ivan Turgenyev
Suç ve Ceza - Fyodor Dostoyevski
Savaş ve Barış - Leo Tolstoy
80 Günde Devrialem - Jules Verne
Meyhane - Emile Zola
Ana - Maksim Gorki
Ulysses - James Joyce
Dava - Franz Kafka
Silahlara Veda - Ernest Hemingway
Yengeç Dönencesi - Henry Miller
Yüzüklerin Efendisi - J.R.R. Tolkien
Fareler ve İnsanlar - John Steinbeck
Bulantı - Jean Paul Sartre
Senin Köylerin - Cesare Pavese
Yabancı - Albert Camus
Küçük Prens - Antoine de Saint - Exupery
1984 - George Orwell
Doktor Jivago - Boris Pasternak
Teneke Trampet - Günter Grass
Otomatik Portakal - Anthony Burgess
Gülüşün ve Unutuşun Kitabı - Milan Kundera
Gülün Adı - Umberto Eco
Sevgili - Marguerite Duras
Koku - Patrick Süskind
New York Üçlemesi - Paul Auster
EDEBİYAT ÖDÜLLERİ 2007 (2)
'Sanki bana oy yolladı'
Türk şiirinin önemli isimlerinden biri olan Ceyhun Atuf Kansu adına 1986'dan bu yana verilen Şiir Ödülü'nün bu yılki sahibi Cengiz Bektaş oldu.
7 Mart 2007 Çarşamba
YASEMİN BAY
Adnan Binyazar, Abdülkadir Budak, Müslim Çelik, Refik Durbaş, Şükrü Erbaş, Bahar Gökler ve Emin Özdemir'den oluşan Seçici Kurul, 58 yapıtı değerlendirdi; Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nün "Dün Bugün" adlı kitabıyla Cengiz Bektaş'a verilmesi oyçokluğuyla kararlaştırıldı.
'Çok mutlu oldum'
Aynı zamanda mimar olan Bektaş, Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nün duygusal bir önemi de olduğunu belirterek, "Bilge ozan Ceyhun Atuf ile çok yakın bir dostluğumuz vardı. TRT Şiir Yarışması'na beni zorlayarak 'Mor' adlı şiirimi göndermemi sağlamıştı. Sanki o bana bir oy yolladı gibi geldi. Onun için çok mutlu oldum" dedi.
Bektaş, Mayıs 2006'da Evrensel Basım Yayın tarafından yayımlanan "Dün Bugün" kitabında "Anadolu'nun geçmişiyle bugününü bir arada yaşamak, geleceğe umutla bakmak ve her zaman umudu yeşertmek" temalarının ağır bastığını vurguladı.
Bektaş'a ödülü 17 Mart'ta saat 15.00'te Ankara'da Türk - İş Konferans Salonu'nda düzenlenecek bir törenle verilecek. Törende şair Müslim Çelik, "Ceyhun Mavisi" adlı bir şiir dinletisi gerçekleştirecek. Ardından Dil Derneği Başkanı Sevgi Özel'in yöneteceği, Adnan Binyazar, Refik Durbaş, Şükrü Erbaş ve Emin Özdemir'in konuşmacı olarak katılacakları "Ceyhun Atuf Kansu Şiir Odağında Günümüz Türk Şiiri" başlıklı bir açık oturum düzenlenecek.
21 yılın ödül alan 21 şairi
Ceyhun Atuf Kansu Şiir Ödülü'nü, ilk olarak, Sivas katliamında yitirdiğimiz Behçet Aysan "Eylül'' adlı yapıtıyla kazandı.
Bugüne dek çalışmaları Kansu Ödülü'ne değer görülen şairler sırasıyla şunlar: Behçet Aysan, Şükrü Erbaş, Emirhan Oğuz, Müslim Çelik, Salih Bolat, Ahmet Ada, Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş, Abdülkadir Budak, Ali Cengizkan, Gültekin Emre, Oya Uysal, Ahmet Uysal, Hicri İzgören, Hüseyin Peker, Arif Berberoğlu, Ahmet Özer, Turgay Fişekçi, Aydın Hatipoğlu, Hüseyin Atabaş, Çiğdem Sezer.
Attilâ İlhan Şiir Yarışması: İlk üçte altı isim var
İzmir Karşıyaka Belediyesi'nin düzenlediği, Homeros Ödülleri 2007 / Attilâ İlhan Şiir Yarışması sonuçlandı.
15 Mart 2007 Perşembe
İsmail Mert Başat, Veysel Çolak, Baki Ayhan T., Mehmet Mümtaz Tuzcu ve Nuri Demirci'den oluşan seçici kurul, her üç sıralamada da iki şairi ödüle değer buldu. Birincilik ödülü Ersun Çıplak ve İlker İşgören, ikincilik ödülü Işıl Özbek ve Cengiz Şenol, üçüncülük ödülü ise Ersan Erçelik ve Özkan Satılmış arasında paylaştırıldı. Ödül töreni, 21 Mart Çarşamba günü saat 20.00'de Ziya Gökalp Kültür Merkezi'nde...
Behçet Necatigil Şiir Ödülü Hüseyin Peker'in
1979 yılında yitirdiğimiz şair Behçet Necatigil'in anısına ailesi tarafından konulan Necatigil Şiir Ödülü, bu yıl "Tek Vuruş" adlı kitabı için Hüseyin Peker'e verildi.
11 Nisan 2007 Çarşamba
Doğan Hızlan başkanlığında toplanan, Füsun Akatlı, Cevat Çapan, Mehmet H. Doğan, Haydar Ergülen, Mehmet Taner ve Tahsin Yücel'den oluşan seçiciler kurulu, Hüseyin Peker'i hayatın gündelik ayrıntılarını şiirleştirmede gösterdiği ısrar ve başarı dolayısıyla ödüle değer buldu. Ödül töreni 18 Nisan Çarşamba günü saat 18.30'da Taksim Park Mühendishane'de yapılacak.
Şairlerin yürek çarpıntısı üzerine
Necatigil Şiir Ödülü'nü alan Hüseyin Peker, "Şairlerin çarpıntısı fazladır. Kalbimizden, duymaktan, acı çekmekten vazgeçmek, yazmaktan vazgeçmek demektir" diyor
19 Nisan 2007 Perşembe
Miraç Zeynep Özkartal
1979'dan beri verilen Necatigil Şiir Ödülü'nün bu yılki sahibi Hüseyin Peker oldu. Ödülü Yapı Kredi Yayınları tarafından yayımlanan "Tek Vuruş" adlı kitabıyla alan Peker, İzmir'de yaşıyor.
1946 doğumlu şair, 19 yaşında başlar şiirlerini yayımlatmaya. Ancak araya bankacılık girer, bir süre ara verir. Emekli olunca geri döndüğü edebiyat yaşamına iki roman, dört şiir kitabı sığdırır.
"Tek Vuruş" şiirini, Nişantaşı'nda 'tek vuruş' adını verdikleri, 'az ile yetinmeyi' savunan bir felsefe doğrultusunda yaşayan gençleri anlatan haberden esinlenerek yazar. Ödül töreni için İstanbul'a gelen Hüseyin Peker ile "Tek Vuruş"u ve şiirini konuştuk.
Öncelikle şiirin ülkemizde çok okunan bir edebiyat türü olmadığına dikkat çekiyor Peker: "Şiir, dinlenmiş bir beyin, ona alışmış bir okur ister. Yaşadığı ekonomik yorgunluk sürecinde halk bu eğitimi sağlayamıyor ve şiiri anlamıyor.
Bana daha düz yaz diyorlar, ama ben şair olarak dolaylı anlatmak ve bu şekilde çağrışım patlamaları yaratmak zorundayım."
"Tek Vuruş" şairin ödüllendirilen dördüncü şiir kitabı. Ya ödüle ismini veren Behçet Necatigil? Tanışmışlar mı bu büyük ustayla?
"Çok istedim ama tanışamadık. Şiirlerini çok sevdiğim, yüzde yüz benzemesem de yaşama biçimi olarak çok yaklaştığım, yakın durduğum bir şair. Onun adını taşıyan ödülü aldığım için sonsuz mutluyum."
Hüseyin Peker, ödülün kendisine verilme gerekçesinde yer alan "Hayatın gündelik ayrıntılarını şiirleştirmede gösterdiği ısrar ve başarı" ifadesindeki "gündelik hayat" sözüne itiraz ediyor:
"Ben şiirimi sadece gündelik hayat kavramının içine sığdırmak istemiyorum. Biraz daha düşünce adamı olduğumu düşünüyorum. Benim şiirimin ana planı düşünce."
Peker'in şiiri, İkinci Yeni akımından izler taşıyor. O da bunu onaylıyor:
"Kesinlikle İkinci Yeni'nin devamı olmak isteyen bir şairim. İkinci Yeni ölmedi, öldürmeyelim diye savaş veriyorum. Ahmet Oktay'ın şiirine çok yakın buluyorum kendimi. İlhan Berk çok şiir kokuyor, hani süt şişesini açarsın süt kokar, onun gibi. Ben Ahmet Oktay gibi düşünce kokmak istiyorum."
Hüseyin Peker'in şiirlerinden birinin ismi "Şairler çok yaşamıyor". Diyor ki, "Şairlerin çarpıntısı fazladır. Kalbimizden, duymaktan, acı çekmekten vazgeçmek, yazmaktan vazgeçmek demek. Zaten birkaç gündür bu ödül haberiyle mutluluktan hiç yazamaz oldum."
Ödülü aldığının açıklanmasından sonra başlayan, "Tek Vuruş"un ödül şartnamesine uygunluğuyla ilgili tartışma için ise "Beni çekemeyenlerin uydurması" diyor Peker.
Tek Vuruş
(...)
Sırtına kanat çizdiren biriydim
ayrılık korkularında
Öyle ya, çabuk koşturan sofra servisinde
Tek vuruşla indirmişken tuz, biber,
yağ ve şarap yerinde mi diye sorduk
(...)
Başladı bende iç kanama
Eldivensiz yönet kolumdaki dövmeye; çizgileri
Gül renginde bir kumsalda tek vuruş
Balık posterlerine banzedik şimdi
(...)
Duygu Asena Ödülü Çalışlar'a verildi
PEN Türkiye Merkezi'nin, Duygu Asena'nın anısına düzenlediği "Duygu Asena Ödülü" "Latife Hanım" adlı biyografisi nedeniyle gazeteci yazar İpek Çalışlar'a verildi.
17 Nisan 2007 Salı
Ödül jürisi, İnci Asena, Prof. Nazan Aksoy, Emel Armutçu, Prof. Fatmagül Berktay, Serpil Gülgûn, Prof. Oya Köymen, Orhan Pamuk, Prof. Şirin Tekeli ve Vecdi Sayar'dan oluştu. Çalışlar'a ödülü 19 Nisan'da Duygu Asena Doğum Günü toplantısında verilecek.
Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü Çıplak'a
Mayıs Yayınları'nca düzenlenen Arkadaş Z. Özger Şiir Ödülü'nün 12.si, Ersun Çıplak'ın "Turgut Uyar'ı 'Kan Uyku'dan Uyandırma Denemesi" adlı incelemesine verildi.
21 Nisan 2007 Cumartesi
Ödüle katılanlar arasından yayımlanmaya değer görülen incelemeler de hazırlanacak kitapta yer alacak. İlk Kitap Özel Ödülü'nün sahibi ise "Her Kitabın El Kitabı" ile Gökçenur Ç. ve yayımcısı Yitik Ülke Yayınları oldu.
Sait Faik Hikâye Armağanı Fındıklı'nın
Darüşşafaka Cemiyeti ve Yapı Kredi Yayınları tarafından düzenlenen 43. Sait Faik Hikâye Armağanı'nı, "İmbatta Karanfil Kokusu" adlı kitabıyla Selma Fındıklı kazandı.
6 Mayıs 2007 Pazar
Doğan Hızlan başkanlığında Hilmi Yavuz, Füsun Akatlı, Nursel Duruel, Kayhan Özel, Jale Parla ve Murat Gülsoy'dan oluşan jüri, dün toplanarak oybirliğiyle ödülün Selma Fındıklı'ya verilmesini kararlaştırdı. Fındıklı, ödülünü Sait Faik'in ölüm yıldönümü olan 11 Mayıs Cuma günü saat 19.00'da Rahmi Koç Müzesi'nde yapılacak olan törende alacak.
"Bu ödülü almayı hayal bile etmedim"
Selma Fındıklı, "İmbatta Karanfil Kokusu" adlı kitabıyla kazandığı ödülü, önceki akşam törenle aldı
13 Mayıs 2007 Pazar
MİRAÇ ZEYNEP ÖZKARTAL
Darüşşafaka Cemiyeti ve Yapı Kredi Yayıncılık tarafından düzenlenen 43. Sait Faik Öykü Ödülü, cuma akşamı Rahmi Koç Müzesi'nde yapılan törenle Selma Fındıklı'ya verildi. Fındıklı, "İmbatta Karanfil Kokusu" adlı kitabıyla kazandığı ödülünü Darüşşafaka Cemiyeti Başkan Vekili Talha Çamaş'ın elinden aldı. Yazar, teşekkür konuşmasında 1983'te radyo oyunları yazarak edebiyat hayatına atıldığını belirterek, "Böyle bir ödülü almayı hayal dahi etmedim, Sait Faik Ödülleri halkasına eklenebildiğim için çok mutluyum" dedi.
TRT Ankara Radyosu'nda dramaturg olarak görev yapan Fındıklı, "Loş Sokağın Kadınları" adlı kitabıyla 1996 Haldun Taner Ödülü'nü, "Ankara İstasyonu" kitabıyla da 1998 İş Bankası Büyük Edebiyat Ödülü'nü kazanmıştı.
Jüri Başkanı Doğan Hızlan, jürinin ödülü Fındıklı'ya verme gerekçesini yazarın '1863-1930 yılları arasındaki döneme özgü dili özenle işlemesi ve kahramanları başarısıyla canlandırması' olarak açıkladı. Hızlan, Sait Faik için ise şunları söyledi:
"Yazarları kentlere göre sınıflandırırım. Sait Faiksiz ne İstanbul oluyor ne de Adalar. Bir edebiyatçı yarattığı kahramanlar sayesinde ölümsüzleşir. Sait Faik'in insanları değişmiş olsa da onların izdüşümleri duruyor."
Yapı Kredi Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni Raşit Çavaş ise törende iki yeni kitabın müjdesini verdi. Çavaş, kitaplardan birinin Sait Faik'in bugüne dek gün ışığına çıkmamış metinlerinin derlemesi, diğerinin ise Nursel Duruel'in hazırlayacağı, Sait Faik Öykü Ödüllü Yazarlar Antolojisi olacağını açıkladı.
Orhan Kemal Roman Armağanı Hıfzı Topuz'un
36. Orhan Kemal Roman Armağanı'na,Hıfzı Topuz'un "Başın Öne Eğilmesin" adlı romanı değer görüldü.
16 Mayıs 2007 Çarşamba
Roman, Tahsin Yücel, Osman Şahin, Semih Gümüş, İnci Aral, Adnan Binyazar, Refik Durbaş ve A.Kemali Ögütçü'den oluşan seçiciler kurulu tarafından 44 eser arasından seçildi. Kurul, oybirliğiyle aldığı kararın gerekçesi olarak Hıfzı Topuz'un çağdaş Türk edebiyatının unutulmaz değerlerinden Sabahattin Ali'nin yaşamındaki gerçeklere nesnel ve duyarlı yaklaşımını, romanındaki akıcı anlatımı ve toplumsal sorunlar karşısındaki tavrını gösterdi.
'Orhan Kemal Roman Armağanı' Hıfzı Topuz'un
''Orhan Kemal Roman Armağanı'' ödülüne değer görülen "Başın Öne Eğilesin" romanının yazarı Hıfzı Topuz, ödülünü aldı.
1 Haziran 2007 Cuma
Orhan Kemal Kütüphanesi'nde gerçekleştirilen Orhan Kemal'i anma töreninde, "Başın Öne Eğilmesin" adlı romanı ile Sabahattin Ali'nin yaşamındaki gerçekleri nesnel ve duyarlı yaklaşımı ile belgesel roman şeklinde akıcı bir üslupla anlatan Yazar Hıfzı Topuz'a ödülünü Orhan Kemal'in oğlu Işık Öğütçü verdi.
Ödülünü, Sabahattin Ali'nin kızı Filiz Ali ile almaya çıkan Hıfzı Topuz, kendisinden habersiz olarak aday gösterildiğini belirterek, Orhan Kemal ile Akşam gazetesinde yazı işleri müdür yardımcısı olduğu dönemde beraber çalıştığını söyledi.
Orhan Kemal'in Bursa'da cezaevi günlerinde Nazım Hikmet ile tanışıp, dersler alarak yazarlığa başladığını anlatan Topuz, Paris'te kaldığı günlerde Kemal'in kendisine yazdığı mektupları okudu.
Hıfzı Topuz, "Orhan'ı, Sabahattin Ali'yi, Rıfat'ı saygıyla anıyorum. Ve siz gençler, Orhan Kemal gibi saygın insanları sevdiğiniz için beni çok mutlu ediyorsunuz" dedi.
Törende daha sonra Yazar İnci Aral, "Edebiyatımızda Orhan Kemal" başlıklı bir konuşma yaptı.
Aral, Orhan Kemal'in ölümünden sonra hem dünyada hem de Türkiye'de toplumsal ve ekonomik olgular ile yaşama biçimlerinin değişime uğradığını, ancak bazı şeylerin de hiç değişmediğini söyledi.
"Ne yazık ki bugün onun temsil ettiği edebiyat anlayışı yok" diyen Aral, günümüz genç yazarlarının halktan uzak, birbirinin aynı "romansılar" yazdıklarını savunarak, "Halkımız edebiyatı, edebiyat da halkı kaybetmek üzere" dedi.
Prof. Türkel Minibaş da, Orhan Kemal'in romanında anlattığı çalışan gururlu kadın "Cemile" karakterinin günümüzde kaybolduğunu ifade ederek, "Günümüz edebiyatında Cemile artık öteki oldu. Günümüz Cemileleri ise artık marka giymek istiyor, sendikalı olmak istemiyor, standartlarının üstünde birileriyle evlenmek istiyor" diye konuştu.
Orhan Kemal'in yıllar önce bunları yazdığını anlatan Minibaş, Orhan Kemal romanlarında emek ile sermayenin bir arada yaşadığını dile getirdi.
Yavuz'a fahri doktora
Düşünür, şair ve yazar Hilmi Yavuz'a Türk edebiyatına katkıları ve 25 yıllık 'hocalığı' nedeniyle yarın Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) tarafından törenle Fahri Doktora unvanı verilecek.
20/10/2006 · Kategori: Arastirma
ATTİLA İLHAN'IN ARDINDAN
______________________________________________
İlhan, bugün Teşvikiye Camisi'nde saat 13.00'te kılınacak öğle namazının ardından, Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verilecek
Attilâ İlhan'ı bugün uğurluyoruz
**İlhan son olarak, Kanatürk'teki sohbetlerinin yanı sıra, kitabı Bilgi Yayınları'ndan çıkan ''Bir Millet Uyanıyor'' dizisinin de editörlüğünü yapıyordu.
İstanbul Haber Servisi - Ünlü şair, yazar ve düşünür Attilâ İlhan 'ı bugün törenlerle uğurluyoruz. Attilâ İlhan için saat 11.00'de Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) bir tören düzenlenecek. Törenlerden sonra, cenazesi Teşvikiye Camisi'nde saat 13.00'te kılınacak öğle namazının ardından, Aşiyan Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Attilâ İlhan önceki gün, kardeşi tiyatro sanatçısı Çolpan İlhan 'ın evinde geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirmişti. İlhan, sağlık sorunları ve doktorlarının uyarıları nedeniyle gazetemizdeki yazılarına kısa bir süre önce son vermiş ve üzerinde çalıştığı romanı ''Gazi Paşa'' nın, önümüzdeki ay İş Bankası Kültür Yayınları'ndan çıkacağı açıklanmıştı. İlhan son olarak, Kanaltürk'teki sohbetlerinin yanı sıra, Bilgi Yayınları'ndan çıkan kitabı ''Bir Millet Uyanıyor'' dizisinin de editörlüğünü yapıyordu.
***
'Halkıyla bütünleşmiş bilge bir aydındı'
Eski Başbakan Bülent Ecevit, aramızdan ayrılan Attilâ İlhan'ın, ''halkıyla bütünleşmiş bir bilge aydın'' olduğunu söyledi. Ecevit, ''O, büyük bir ozandı. Aynı zamanda Türk toplumunun değişim sürecindeki sorunlarını derinliğine irdeleyen bir yazar ve yürekli bir gazeteciydi'' dedi.
Siyasiler, sivil toplum örgütleri ve yurttaşlardan başsağlığı mesajları
ANKARA (Cumhuriyet Bürosu) - Attilâ İlhan 'ın ölümünün ardından aralarında siyasetçi, sivil toplum örgütü yöneticisi ve yurttaşların da bulunduğu çok sayıda kişi, gazetemize ve Çolpan İlhan'a gönderdikleri mesajlarıyla üzüntülerini dile getirdiler.
Süleyman Demirel (9. Cumhurbaşkanı, Çolpan İlhan'a gönderdiği mesaj): Türk edebiyatının seçkin şair ve yazarlarından, değerli insan, aziz dostum Attilâ İlhan'ı kaybetmiş olmanın derin üzüntüsü içindeyim. Şahsınızda sizin, ailenizin, edebiyat dünyasının ve sevenlerinin acısını paylaşır, merhuma Allah'tan rahmet dilerim. Sevgili Attilâ'nın söylediği gibi; ''Ayrılık girdi araya / Hicrana düştük bugün. Evet... Elde var hüzün!''
Bülent Ecevit (Eski Başbakan, Çolpan İlhan'a gönderdiği mesaj): Sevgili kardeşiniz, değerli insan Attilâ İlhan'ın ölümünden eşim Rahşan Ecevit ile birlikte derin acı duyduk. Attilâ İlhan halkıyla bütünleşmiş bir bilge aydındı. O, büyük bir ozandı. Aynı zamanda Türk toplumunun değişim sürecindeki sorunlarını derinliğine irdeleyen bir yazar ve yürekli bir gazeteciydi. Attilâ İlhan, her zaman yapıtlarında yaşayacaktır.
Orgeneral Hilmi Özkök (Genelkurmay Başkanı): Gençlik yıllarımda Attilâ İlhan, bizim gönüllerimize tercüman olan büyük bir şairimizdi. O zamandan beri kendisini takip ederiz. O değerli şiirleri bizleri çok etkilemiştir. Adeta bizim söylemek isteyip de söyleyemediklerimizi veya güzel söyleyemediklerimizi o vermiştir. Zaman içinde düşünceleri evrim geçirmiştir. Son zamanlardaki düşüncelerini hep beraber yakından izleme olanağı bulduk. Çok entelektüel bir insandı. Son zamanlarda bazen dilini anlamakta sıkıntı çekerdim. Ama onun tabii fikri derinliğine ulaşamadığım için herhalde öyleydi.
Ali Dinçer (TBMM Başkan Vekili): Onunla birlikte Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün yolunda yürümeye devam edeceğiz. Attilâ İlhan'a rahmet, yakınlara ve milletimize başsağlığı dilerim.
Ertuğrul Kazancı (ADD Genel Başkanı): Şair, yazar, düşünür ve Kemalist ideolojinin seçkin temsilcisi Attilâ İlhan'ı yitirmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Bütün ömrünü engin bir yurt ve ulus sevgisine adayan Attilâ İlhan, insanlık idealinin saygın bir siması olarak tarihteki ayrıcalıklı yerini almış bulunmaktadır. İlerici bir çizginin Kemalist ekoldeki duayeni olan Attilâ İlhan, eğitim ve öğrenim bilgisizliği içinde yozlaştırılmaya çalışılan bir toplumun aydınlanma ışığıdır. ADD Genel Merkezi ve Türkiye örgütü, Atillâ İlhan'ın yüksek fikriyat ve üstün kişiliği önünde saygıyla eğilir.
Cenk Kaptan (Çankaya Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü İkinci Başk.): Toplumumuza hep ışık tutma çabası içinde olan, Türk edebiyatının en önemli kişilerinden, değerli insan Sayın Attilâ İlhan'ı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Kendisine Allah'tan rahmet ve tüm sevenlerine başsağlığı dileriz.
Sinan Aygün (ATO Başkanı): Cumhuriyet döneminin en önemli şair, yazar ve düşünce adamı, Cumhuriyet gazetesinin ilgiyle okunan köşe yazarı Attilâ İlhan'ın kaybını paylaşıyoruz. O, sadece bir şair, roman yazarı veya köşe yazarı değildi. İlhan, Atatürk'ün ulusal sentez düşüncesini benimseyen, bilgi birikimiyle, fikirleriyle Türk halkına ışık olan gerçek bir aydındı. Bu nedenle hepimizin kaybı büyüktür.
Ahmet Poyraz (Hasanoğlan Belediye Başk.): Son yıllarda öylesine güzel, üretken, çalışkan, yazan, çizen arkadaşlarımızı yitiriyoruz ki artık ölümleri de takip edemez olduk. Attilâ İlhan'ın yaşamı bizlere örnek olmalı. Kendisine Allah'tan rahmet, yakınlarına ve sizlere sabır diliyorum.
M. Tahir Köse (Eski Sanayi ve Ticaret Bakanı): Değerli edebiyatçı ve gazeteniz yazarlarından Attilâ İlhan'ın kaybından derin üzüntü duydum. Tüm Cumhuriyet gazetesi mensuplarına başsağlığı dilerim.
Diğer mesaj gönderenler: Coşkun Deniz Ercan, Güler Kızıltün, Mehmet Morsümbül, Erdal Atıcı, Haluk Argun, Mehmet Ali Sulutaş, Sevgi Arslan, Ozan Önen, Zehra-Halit Çetinok, Hayrünisa Günışık, Süleyman Ekinci, Cafer Çavuşoğlu, İlkiz - Hürol Taşdelen, Kavaklıderem Derneği Yönetim Kurulu üyeleri.
***
'Bir aydınlanma savaşçısını yitirdik'
*Mesajlarda, Attilâ İlhan'ın ulusal kültür konusundaki duyarlılığı ve Cumhuriyetçiliğine
dikkat çekildi.
İstanbul Haber Servisi - Şair, romancı ve düşünür, gazetemiz yazarı Attilâ İlhan 'ın ölümünün Türkiye için büyük bir kayıp olduğu vurgulandı. Gazetemize gönderilen mesajlarda İlhan'ın ulusal kültür konusundaki duyarlılığı ve Cumhuriyetçiliğine dikkat çekildi.
DSP Genel Başkanı Zeki Sezer : Kitlelere mal olmuş bir şairi, bir aydınlanma savaşçısını yitirdik. O, sanatı, görüşleri ve son günlere kadar eksilmeyen enerjisi ile Türk ulusuna ve insanlığa ışık saçan hizmetler vermiştir.
SHP İstanbul İl Başkanı Dr. Beyzade Özkahraman : İnandığı yolda kararlı ve korkusuzca yürüyen, kalemini ülkesinin insanlarının aydınlanmasında ustaca kullanmasını bilen, Cumhuriyet döneminin yetiştirdiği en büyük şair, yazar ve düşünce yaşamımızın ustalarından birini yitirdik.
Hür Parti Genel Başkanı Yaşar Okuyan : Türkiye'nin birlik ve beraberliğine, üniter devlet yapısına, Cumhuriyete, Cumhuriyetin kazanımlarına ve Atatürk 'e karşı içten ve dıştan yöneltilmiş olan saldırılara bir Kuvayı Milliyeci olarak hep direnmiş, karşı koymuş ve Türk halkına gerçekleri haykırmıştır. Attilâ İlhan, ulusalcı anlayışı ile yaşamaya devam edecektir.
Düzce Valisi Halil Nimetoğlu : Edebiyatımızın usta isimleri arasında her zaman saygıyla anılacak olan Attilâ İlhan, geride bıraktığı eserleriyle yaşayacaktır.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç: Çağdaş Türk edebiyatının büyük ustası, ulusal bağımsızlığımızın yılmaz savunucusu ve yarım asırdan fazla bir süre isminden daima en iyi şekilde söz ettirebilen nadir insanlarımızdan birini yitirdik.
Gazi Üniversitesi İktisadi İdari Bilgiler Fakültesi İktisat Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Altıntaş: Büyük bir düşün, yazın ve gönül adamı sonsuzluğa çekip gitti. Bizleri, kendi varlığından yoksun kılarken bıraktıkları ile bizleri bilinçlendirmeyi, gönlümüzü ısıtmayı, bilincimizi bilendirmeyi sürdürecektir.
Çankaya Belediye Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Eryılmaz : Türk edebiyatı ve düşünce hayatını olağanüstü kalemiyle romandan senaryoya, makaleden şiire dalgalandıran, Türkiye'nin ulusal bağımsızlığının, ulusal kültürünün savunucusuydu.
ADD Diyarbakır Şubesi : Türkiye, aydınlanmacı, antiemperyalist, ''İstiklali tam'' Türkiye'den yana, yüreği Türkiye için atan, beyni Türk insanı için üreten, ayakları sürekli bu topraklarda olan Kemalist düşünürünü zamansız kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyor.
Halkın Yükselişi Partisi Genel Merkezi (HYP) adına Nevzat Selvi : Atatürk 'ü, onun deyimiyle ''Gazi Paşa'' yı milletine, yeni kuşaklara, en iyi anlatan değerli Türk aydınını, şiirin ve edebiyatın büyük üstadını, efsaneleri yaşarken yaratan büyük insanı kaybettik. Acımız büyüktür. Ancak, bu büyük fikir kavgacısının, bize ufuklar açan ulusalcı ve Kuvayı Milliyeci öğretisi tek tesellimizdir. Kıbrıs Milli Koordinasyon Komitesi Başkanı Yakan Cumalıoğlu : Vatan Sağolsun!
Ayrıca, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Zakir Haşimov, Halkın Yükselişi Partisi İzmir İl Başkanlığı Siyasi İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Nusret Sevenoğlu , ADD Bakırköy Şubesi, ADD Marmara Bölge Sorumlusu Turgut Ünlü , Eskişehir Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, İTÜ Dış İlişkiler ve Enformasyon Müdürlüğü adına Prof. Dr. Faruk Karadoğan , İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Başkanı Nazan Moroğlu , Cumhuriyet Kadınları Derneği Polatlı Şube Başkanı Münevver Özgür Kabaklı , Ankara CUMOK, İstanbul Valiliği Bakırköy Başöğretmen Öğretmenevi Kültür Merkezi Müdür Yardımcısı Fatma Tan , Çankaya Belediyesi Gençlik ve Spor Kulübü, emekli albay Ercan Sedefoğlu , Kayhan-Birsen Bezer , Süleyman Bal , Sedef Ertürk , Hulki Tanrıyar , Hicran Karabudak , Sevil Ilgın Esi m , Yaşar İçseloğlu , Sami Toprak , Karşıyaka Belediye Başkanı Cevat Durak , CHP Bağcılar İlçe Başkanı Hikmet Çelik , Trakya Üniversitesi 4. ve 5. dö nem rektörü Prof. Dr. Osman İnci , ODTÜ Atatürkçü Düşünce Topluluğu Dış İlişkiler Birimi Sorumlusu Lemi Atalay, Tekgıda-İş Sendikası Genel Yönetim Kurulu ve İzmir CUMOK da yolladıkları mesajlarda üzüntülerini ilettiler.
***
BU YAŞINDA SULH VE KAHVE TADINDA. SEN, UZUN MISRA.
Müdürün kurtulması gerekiyordu
ve senin kalın
sarı bıyıkların vardı.
İzmir
Manisa'dan çıkınca bir yere düşer ya
diyelim sağa
Karşıyaka düşman hesabıyla zaten
Karşıyaka'ya düşer
yurtsever deryaya.
A. İlhan misket oynamıştı
efelendiğinde
gür misket amma.
Şiirin mis gibi akıyor duru
kanı
sulh ve kahve tadında
Gül hesabıyla sayarsak İlhan
dün öldü
bu yaşında. 10 Ekim 2005.
Salih Ecer
***
İyi ki yaşadın Attilâ İlhan!
İLKER ÇETİN *
Attilâ İlhan , şiirden romana, denemeden senaryoya kadar edebiyatın hemen tüm alanlarında başarılı yapıtlar vermiş bir yazar. Ama insanın melankolik duygularını yansıtan şiirlerinin apayrı bir yeri var. Edebiyatımızda melankoliyi en iyi yansıtan şair olduğunu söylesek yanlış olmaz...
Birçok insanın belleğinde, ondan hiç değilse bir dize vardır. Zaten çoğu şiiri de bestelendi... Belki, yazanın o olduğunu bilmeden dinledik o şarkıları, türküleri... Attilâ İlhan, aynı zamanda iyi bir konuşmacıydı... Güçlü belleğinde biriktirdiklerini, kendine özgü anlatımıyla televizyon programlarında paylaştı izleyicilerle... Ve çalışkandı... Son nefesine dek kalemi elinden bırakmadı... 1970'li yıllarda, Sanat Kurumu 'nun Tuna Caddesi başındaki mekânında, o günleri yaşayanların, tanığı olanların belleğinde onun da görüntüsü var. Kurumumuzun düzenlediği birçok söyleşide konuşmacıydı. Onu son yolculuğuna uğurlarken yaşamımıza, edebiyatımıza, sanatımıza kattıkları için teşekkür ediyoruz. ''İyi ki yaşadın!'' diyoruz. İyi ki yaşadın Attilâ İlhan! Ama biraz erken terk etmedin mi bizi?
* Sanat Kurumu Yönetim Kurulu adına Sanat Kurumu Başkanı.
***
'Bağımsız cumhuriyetin baş savunucusu'
YILDIZ SERTEL
Hepimiz, bütün dostları, okurları, Türk halkı onu daima saygı ve sevgiyle anacağız. Onu, şiirleri ve yazılarıyla, Türk edebiyatına yaptığı katkılarla anacağız. - Türk devrimlerinin bekçisi; laik, demokratik, bağımsız cumhuriyetin baş savunucusu olarak anacağız.
- Cumhuriyet tarihinin kültürlü eleştiricisi, doğru gördüğünü söylemekten çekinmeyen bir insan olarak anacağız.
Bütün bu kalitelerinden ötürü, Sertel Gazetecilik Vakfı, onu 2003 yılı Sertel Ödülü'ne layık görmüştü. Bu ödülü alırken yaptığı konuşma da, Tan olaylarının perde arkası hakkında öğreticiydi. Attilâ, aynı zamanda, Zekeriya Sertel ''Nâzım Hikmet'in Son Yılları'' başlıklı kitabından ötürü hücuma uğradığı vakit onu, aşağıdaki sözlerle savunmuştu:
''Hiç kimse Nâzım Hikmet'i benim kadar sevmesin ve savunmasın, hiç kimse onun sanatının gücüne benim kadar inanmış olmasın, burası böyle kanıtlanmış ya Zekeriya Bey'in bazı beşeri zaaflarını yazması, Nâzım Hikmet'i benim ozan ve devrimci olarak gözümde küçültür mü? Ne münasebet, aksine önemini arttırır: Böyle bir çelişkiler yumağı içinde öyle pırıl pırıl bir sanat eseri çıkarmış kişiyi büsbütün sayarım.'' (Milliyet)
Biz de bu pırıl pırıl sanatçımız önünde saygıyla eğiliyoruz. Serteller'le beraber, onun da devrimler ve özgürlükler uğruna verdiği savaşı sürdürmeyi kendimize borç biliyoruz.
11 Ekim 2005
Kendim ve Sertel Gazetecilik Vakfı adına.
***
Unutmayacağız...
İstanbul Barosu Başkanlığı : Cumhuriyetin önde gelen aydınlarından, yazar, şair, düşünür ve gazeteci Attilâ İlhan 'ı yitirmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Gençlik yıllarından başlayarak topluma ve ulusa adanan yaşantıya, kendine özgülüğe, bireysel ve toplumsal sorumluluk duygusuna, 'Parola: Vatan, İşareti: Namus' ilkesine, aşkın en durusuna, en yücesine, kavganın en ateşlisine saygımız hep sürecek... Attilâ İlhan genç kuşaklara, aydınlara hep örnek bir anıt olarak yazın evrenimizde yaşayacak.
Acısını ulusça paylaşıyoruz...
Cumhuriyet 13.10.2005